Gönüldaş Zubaev’in Ardından

Şükrü SAK
Şükrü SAK
  • 22.10.2017
  • 221 kez okundu

Gönüldaş Sufyan Zubaev’in şehadetinin ardından…

1964 Çeçenistan doğumlu Sufyan Zubaev, Cahar Dudayev ve Şamil Basey ile beraber 10 yıl Çeçen davasında savaşmış meşhur Grozni savunmasını yapan grup içinde yer almış bir özgürlük savaşçısıydı…

Askerlik döneminde bir problemden dolayı 3 yıl Sibirya’da sürgün hayatı yaşadıktan sonra, ülkesine dönmüş ve kendini Çeçenistan’ın bağımsızlığına adamış, Cahar Dudayev ve Şamil Basayev’e en yakın isimlerden biriydi…

Ömer Hattab ve diğer bilinen Çeçen komutlanlarla beraber de uzun süre Çeçenistan’ın bağımsızlığı için mücadele etmiştir…

Çeçenlerin büyük bir bağımsızlık mücadelesi verdiği 90’lı yıllarda, bizzat Kumandan Salih Mirzabeyoğlu söylemişti; Çeçenlerin Türk milletinin yiğitlik ve kahramanlık vasıflarını en asil bir şekilde yaşatan bir ırk olduğunu… Bir milyon nüfusa sahip bir milletin, dünyanın süper gücü Rusya’ya nasıl kafa tuttuğunu, nasıl diz çöktürdüğünü, sayısal çoğunluğun her şey demek olmadığını, Çeçenlerin kahramanlık destanlarından örnekler vererek anlatmıştı Kumandan…

Çeçenlerin, yiğit, mert, savaşçı bir millet karakterine vurgu yaparak…

İşte ben merak ettiğim ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’ndan dinlediğim bu karakterin nasıl olduğunu, canlı örneğini Sufyan Zubaev’de gördüm…

“İşte Kumandan’ın anlattığı Çeçen karakteri bu” diye düşünmüştüm ilk tanıştığımızda.

Yiğit bir adamdı…

Gerçek bir savaşçıydı…

Her halinden, her tavrından, her edasından tütüyordu mü’min bir savaşçı olduğu; Namaza giderken, alışveriş yaparken, karşılaştığı zorluklarla boğuşurken, her hâlinden…

Çeçenistan’ın efsane lideri Cahar Dudayev, yine Çeçenlerin efsane komutanı Şamil Basayev’in silah arkadaşıydı… Çeçenistan’ın bağımsızlık savaşı verdiği uzun yıllar onlarla birlikte, savaşmış, direnmiş, çatışmalara girmiş, isimsiz kahramanlardan biriydi…

On senedir tanıyorum Sufyan Zubaev’i…

Kahramanmaraş’ta aynı mahallede oturduğumuz için, her gidip geldiğimizde uzun uzun görüşürdük. Daha doğrusu, ne zaman varsam bizim Lütfi Sak’ın yanında olurdu! Arada bir babamla gezmeye gittikleri de olurdu…

En son görüştüğümüzde yine uzun uzun yapmak istediklerini anlatmıştı…

İBDA’yı, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nu ve onun bağlılarını tanıdıktan sonra ayrılmaz olmuştu arkadaşlardan; Ramazan Kandilcik ağbey, Dr. Abid, Lütfi Sak, Yunus Ceyhan, Ali Nacar, Yaşar Sak, hepsiyle tanışır, konuşur, zaman zaman buluşur, ama en sık da Lütfi Sak’ın yanında, onun iş yerinde olurdu… Orda oturduğu için… Aileden biri gibi olmuştu adeta…

Türkiye’de olup bitenleri anlamaya çalışır, bazen de buradaki ‘Müslümanlık’ anlayışını eleştirdiği olurdu; “Bunlarda sanki Allah’a, İslâm’a iman etmemiş gibi, bunlarda şey yok!” diye kendi lehçesi ve şivesiyle, kelimelerin yerini değiştirerek konuşurdu…

Çeçenistan dağlarında savaşmayı bir hayat tarzı olarak benimsemiş ve hayatı oralarda Ruslara karşı savaşmakla geçmiş bir adam, şehirde ‘kafese konulmuş aslan’ gibi, sıkıldığı, bunaldığı zamanlarda, böyle konuşurdu…

Çeçenistan’ın bütün bağımsızlık mücadelesi tarihinin yaşayan canlı örneğiydi…

Türkiye’de oturma izni alamadığı için sık sık kanuni problemler çıkardı önüne…

Ne de olsa vatanında ‘mülteci’ olarak yaşamanın zorlukları onun da peşini hiç bırakmadı…

Arada, Çeçenistan’dan haberler verir, orada yaşanan siyasî ve sosyal hadiseleri naklederdi.

Efsane komutan Cahar Dudayev ve Şamil Basayev’le birlikte verdiği mücadeleleri, katıldığı direniş ve kuşatma harekatlarını da anlatırdı uzun uzun…

Sufyan Zubaev’le ilgili yazılacak ve anlatılacak çok şey var… Zamanla bunları da anlatırız, ama şunu özellikle belirtmek boynumuzun borcudur;

İbda Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’na özel bir sevgisi, hayranlığı ve bağlılığı vardı…

Ruslara karşı savaştığı Çeçen dağlarında yıllarca ayakta kaldı…

Girdiği onlarca çatışma ve direnişten canlı çıktı…

Fakat, -beraber olduğu bir arkadaşının söylediği gibi; “Üç beş kuruş kazanıp evine ekmek götürmek amacıyla bulunduğu pazar yerinde haraç almak isteyen üç beş çakalı, bertaraf ettikten sonra, it sürüsü gibi gelip, arkadan saldıran alçakların” saldırısıyla, şehid oldu!

Rabbim şehadetini kabul eylesin yiğit savaşçı!

Şükrü SAK – Nabız Haber

Yazının kaynağı: http://www.nabizhaber.com/gonuldas-sufyan-zubaevin-sehadetinin-ardindan-2251yy.htm

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Adige Oğuzhan Özcan dedi ki:

    Selamünaleyküm Şükrü bey , nasılsınız ? Kendisini 3 sene kadar yakından tanıdım. Ancak 18 ocakta dahil 2 senedir hiç görmedim. Bildiğim kadarı ile 29 Ağustos 2017’de şehit edilmiş. Acaba şu an ailesi hangi mahallede yaşıyorlar. Kendisini babam gibi görürdüm. Arada oğlu Yasin ile spor salonumuza gelir , karşısına kız sporcu çıkardığımızda ısrarla ” Yiğit adam kıza el mi kaldırır ? Oğuzhan , sen çık karşısına derdi. Oğlu benden 1 yaş küçüktü. Sufyan ağabeyde ki gücü anlatmam mümkün değil. 13 Yaşından bu yana -bu sene 36 sene olacak- uzak doğu sporları ki bunlar ; karate , geleneksel karate , taekwando , mua tai , kung fu , kick box , box , wushu gibi daha nice sporlarla ilgilenen babamın dize getiremediği , can kardeşi gördüğü adamın ta kendisidir Sufyan Zubaev… Yaşamı da karakteri gibi mütevaziydi. Beyaz bir Murat 124 sahibiydi. Genellikle bizi eve o bırakırdı. Çerkez olmamızdan mütevellit sonsuz bir saygı ve sevgi beslerdi. Bildiğim kadarı ile bir çocuğunun da savaştan dolayı 2 ayağının kesik olduğu duyumunu almıştım. Türkçe’si pek iyi olmadığından zaman zaman Çeçence veyahut Çerkezce konuşurduk. Muhabbeti koyuydu. Sıkça savaş anılarından bahsederdi. Bu arada hangi pazarda geçimini sağlıyordu. Bu haberi okuduğumda içimden geçenleri aynen naklediyorum. “Sufyan ağabey yiğitti. 150 kiloluk halteri tepesine ah demeden kaldıran bu adam sopa ile öldürülmesi saçma. Gerçi doğru yazmışlar , kendisi 5-6 kişiyi tek başına tepeleyecek bir adamdı. Alçaklar ne istediler Sufyan ağabeyden.” Kendisi bizim 1763’den 1864’e kadar sürdüğümüz Çerkez – Rus savaşının bir benzeri olan 1994-2000 arasında bir benzerinde yer alan bir yiğitti. Sizlerden ricam ailesine ulaşabileceğim bir E-mail , telefon numarası , adres veyahut sosyal medya hesabı var ise verebilirseniz sevinirim. Ha birde unutmadan belirtmek isterim; kendisinin hakkında makalelere devam ederseniz size karşı müteşekkir kalırım , olurum. Kendisine Allah’tan rahmet ve esenlik , başta Yasin olmak üzere ailesine baş sağlığı diliyorum. Sizlerde Allah’a emanetsiniz Şükrü bey. Esenlikle kalınız.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *