Şamil Basayev’i Kim Öldürdü? (2)

Birinci bölümde Şamil Basayev’in şehit olduğu saldırının öncesi ve sonrasındaki soru işaretleri üzerinde durmuştuk.

Şimdi ikinci bölümde ise bu soru işaretlerinin en önemlilerinden biri olan, Putin’e yazdığı ateşkes ve barış mektubunu yayınlayacağız.

Şamil Basayev bu mektubu, Beslan hadisesi sonrasında Rusya Devlet Başkanı Putin’e yazdı. Mektup, dönemin yetkilileri tarafından teslim alındı. Sonrasında mahkeme kayıtlarına geçti. Bazı kaynaklarda mektubun sonradan sansürlendiği söylense de, bir çok kaynakta halen mevcut.

Şamil Basayev bu mektubuyla Putin’e savaşı en az 10-15 yıl durdurmayı, İçkerya’da yabancı askeri unsurlar barındırmamayı, devlet olarak Rusya Federasyonu ve Ruble bölgesi içerisinde kalmayı önerdi.

Resmi olarak doğrulanmamış kaynaklarda, Putin’in bu teklife önce sıcak baktığı, sonrasındaysa reddetiği bilgileri var.

Rus arşiv görüntülerindeki mektup ve Türkçesi şöyle: 

Allah’ın kulu Şamil Basayev’den, Rusya Federasyonu Başkanı Putin’e;

Vladimir Putin, bu savaşı siz başlatmadınız. Ama eğer De Gaulle’ün cesaretine ve kararlılığına sahipseniz, bunu siz bitirebilirsiniz. Size, karşılıklı faydalanacağımız “güvenlik karşılığında bağımsızlık” ilkesine dayalı makul bir barış teklif ediyoruz.

Askerlerin çekilmesi ve Çeçen İçkerya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının tanınması durumunda, Rusya’ya karşı herhangi bir siyasi, askeri veya ekonomik ittifaka girmemeye, topraklarımızda geçici bile olsa yabancı askeri üsler bulundurmamaya, Rusya Federasyonu’na karşı silahlı mücadeleye girişen grupları veya örgütleri desteklememeye veya finanse etmemeye, Ruble bölgesinde kalmaya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’na katılmaya söz veriyoruz.

Ayrıca, tarafsız bir devlet statüsünü tercih etsek de, Kolektif Güvenlik Anlaşması’nı imzalayabiliriz.

Ayrıca, Rusya’daki tüm Müslümanların din özgürlüğüne saygı gösterilmesi koşuluyla, Rusya Federasyonu’na karşı silahlı mücadeleden en az 10-15 yıl süreyle vazgeçeceklerini garanti edebiliriz. Moskova ve Volgodonsk’taki apartman bombalamalarıyla hiçbir ilgimiz yok, ancak bu sorumluluğu kabul edilebilir bir şekilde üstlenebiliriz.

Çeçen halkı, özgürlükleri ve bağımsızlıkları, kendilerini korumaları için ulusal bir kurtuluş mücadelesi veriyor; amaçları Rusya’yı yok etmek veya aşağılamak değil.

Özgür olduğumuzda, güçlü bir komşuya sahip olmak isteriz. Size barış sunuyoruz, seçim sizin.

Allahu Akbar. 30.08.2004

Çoğu insan bu mektuptaki birkaç detaya dikkat etmedi.

Şamil Basayev, bu mektubu Rusya’nın devlet iradesine hitaben ve Çeçen Cumhuriyeti İçkerya adına yazdı.

Ve bu mektuptan iki yıldan az bir süre sonra, malum patlama ile şehit oldu.

Hatırlarsanız, Basayev’in şehit edilmesinin ardından sözde Kafkasya Emirliği’ni ilan eden Dokko Umarov ise Kafkasya Emirliği isimli yapıyı kurmasını Şamil Basayev’in daha önce kendisinden istediğini ve bunu kendisine bizzat dile getirdiğini söylemişti. Ama Rusya’ya savaşı durdurmayı teklif eden ve devlet olarak Rusya Federasyonu içerisinde kalma taahhüdünde bulunan bir adamın, kısacık bir süreç içerisinde birbirine bu kadar zıt iki karar almasının ne kadar mantıklı olabileceğini ve bu iddianın ne kadar doğru olabileceğini kimse sorgulamadı.

Ne oldu acaba?

Putin, İçkerya adına yapılan bir barış teklifini kabul etmeyince, Şamil Basayev de sinirlenip Kafkasya Emirliği kurmaya mı karar verdi?

Ve bunu kendisi beceremeyip Dokko Umarov’a mı havale etti?

Şamil Basayev’in bu kadar sığ ve ahmak bir maceraperest olduğunu sananlar, bana kalırsa biraz kendi zihinsel gelişimlerini gözden geçirmeliler ve bu konularda temiz bilgiye ulaşmadan gevezelik etmeyerek, iyi bir insan olmanın ilk adımını atmalılar.

Peki Şamil Basayev Putin’e hitaben, İçkerya’da yabancı grup ve örgütleri barındırmayacağını söylerken kimlerden bahsediyordu? Pigmelerden mi? Orta ve Güney Amerikalı kartellerden mi? IRA? ETA? Mandela ve arkadaşları?

Haydi “kimlerden bahsettiğini” ben söylemeyeyim, siz de içinizden kendi kendinize söyleyin; gizli kalsın.

Ve evet;

Propaganda ve bilgi kirliliğinin insan zihnini nasıl etkileyebileceğini, özellikle 2. Dünya Savaşı’nın propagandacılarını ve kitleler üzerindeki tesirlerini inceleyerek görebiliriz. Örneğin Goebbels ne diyordu?

“Kitlelerin anlama yeteneği çok kıttır, ancak unutma yetenekleri muazzamdır…” 

İkinci Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren istihbarat operasyonlarının aktörlerinden Garbo da önceden sıradan bir insandı. Onun da şu sözü meşhurdur:

“Almanlara asla doğrudan doğruya yalanlar söylemedim; onlara sadece, kendi önyargılarını haklı gösteren küçücük doğrularla süslenmiş büyük yanılsamalar sundum…”

Şimdi… Eğer bu konuyla hala ilgileniyorsanız, yazının site arşivindeki birinci bölümünden başlayarak tekrar düşünmeye ne dersiniz?

Böylece belki, Putin’e iki yıl önce aynı teklifi yaparak daha önce Rusya’yla anlaşan Ahmet Kadirov ile aralarındaki “fırsat eşitsizliklerini” konuşmaya başlayabiliriz?

Şamil İGDE

 

Not: Manşet görsellerinde yapay zekadan yararlanılmıştır.

 

Yazan Şamil İGDE - Ağu 21 2026. Kategori Dünya, Gündem, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Ebed Bizimdir - Kuzey Kafkasya bölgesi ağırlıklı olarak, Türk-İslam coğrafyasından özel haberler, yorumlar ve makaleler.