Çeçenler Yine Söz Sahibi Olacak
Rusya işgali sebebiyle yurt dışında yaşayan, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın yasal Başbakanı Akhmed Zakayev LRT’ye verdiği röportajda önemli açıklamalar yaptı.
Kadirov’un ve yakın gelecekte onun yerini alacak kişinin artık önemi kalmamış bir konu olduğuna, önemli olanın Rusya’nın yakın gelecekte yaşayacağı değişim olduğuna dikkat çekti.

– Öncelikle, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın 1991 yılında bağımsızlığını nasıl ilan ettiğini ve bu süreçteki sizin rolünüzü anlatır mısınız?
– Çeçenistan’ın devletleşme ilanı veya devletleşmenin yeniden tesisi, 1990 yılında gerçekleşti. Bu, Gorbaçov perestroykası olarak adlandırılan dönemdi; SSCB Yüksek Sovyeti, Nisan ayında özerk cumhuriyetleri birlik cumhuriyetleriyle eşitleyen yasaları kabul etti ve bildiri yayınladı.
Bu temelde, o dönemin Çeçen Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Konseyi’ne (ne Cahar Dudayev ne de ulusal kurtuluş hareketi) doğrudan Çeçen-İnguş ASSC Yüksek Konseyi Başkanı olan Doku Zavgayev bu bildiriyi kabul etti. 26 Kasım’da Çeçen Halkı Kongresi düzenlendi ve bu kongrede bir devlet egemenliği bildirgesi kabul edildi. 27 Kasım’da ise Çeçen Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Konseyi ve SSCB Yüksek Konseyi yasalarına dayananılrak bu bildiri onaylandı.

Cahar Dudayev ve Akhmed Zakayev
O tarihten itibaren Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, “özerk Sovyet” ifadesinden kurtularak Çeçen-İnguş Cumhuriyeti adını aldı.
1991 yılında, diğer birlik cumhuriyetleriyle (Ukrayna, Kazakistan ve Belarus) birlikte Novo-Ogaryovo Anlaşması’nı imzalamaya hazırlanıyorduk. Çeçen-İnguş Cumhuriyeti de bu Novo-Ogaryovo Anlaşması’nın hazırlanmasına katıldı. Ancak GKÇHP darbesi (19 Ağustos 1991) bu olayı engelledi ve o zamandan itibaren tamamen zıt süreçler başladı.
1991’de kendi seçimlerimizi yaptık, yeni bir hükümet seçtik, çünkü parçası olduğumuz ülke artık neredeyse yoktu; reformlar yapılmıştı ve yeni hükümet organlarının seçilmesi gerekiyordu. Çeçen-İnguş Cumhuriyeti de iki ayrı gruba bölündü. İnguşlar, Rusya Federasyonu içinde bir cumhuriyet kurmak istediklerini açıkladılar ve Çeçen Cumhuriyeti seçimler yaptı, bir cumhurbaşkanı ve bir parlamento seçti.
1992 yılında, Rusya’nın kendi anayasasını kabul etmesinden bir yıl önce, biz de egemen ve bağımsız bir devlet olarak kendi anayasamızı kabul ettik.
1993 yılında Rusya’daki sözde devrimin ardından Moskova da yeni bir anayasa kabul etti ve Çeçen Cumhuriyeti’ni tek taraflı olarak Rusya Federasyonu’na dahil etti.
– Benzer süreçler bugün Ukrayna’da da yaşanıyor. Eylül 2022’de Rusya, Ukrayna’nın 4 bölgesini hayali referandumlarla kendi topraklarına kattı. 2014’te Kırım’da da aynı şey yaşandı değil mi?
– Evet, aynı şeyler bizim de başımıza geldi. 1993’te bizi, tek taraflı olarak kurdukları bir “federal kadroya” dahil ettiler ve bu yüzden 1994’te Birinci Rusya-Çeçenistan savaşı başladı. Bugün Ukrayna savaşına “özel askeri harekât” diyorlar, bizimkine de “anayasal düzeni yeniden tesis etme harekatı” deniyordu.
– 31 Ağustos 1996’da Hasavyurt Anlaşmaları imzalandı. Anlaşmalar, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya silahlı kuvvetlerinin Dağıstan’ın Hasavyurt kentinde; Grozni de dahil olmak üzere büyük şehirleri kurtarmak için gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar sonrasında imzalandı. Bundan sonra Birinci Çeçen Savaşı sona erdi. Peki Rusya tüm bunlara neden ihtiyaç duyuyordu?
– Bu çok önemli bir nokta. Rusya ile Çeçenistan arasındaki ilişkileri tanımlarken (ki bu esas olarak hem Putin’in hem de günümüz Rusya’sını yaratan Rus liberal demokratların söylemidir) Hasavyurt Anlaşması’na dikkat çekiyorlar. Onlara göre Hasavyurt Anlaşması, yalnızca ateşkes için bir çerçeve belgeydi.
Bugün “iyi Ruslar”ın açıklamalarına dikkat ederseniz, hep Hasavyurt’a odaklanıyorlar ve “Çeçenistan zaten Rusya’nın bir parçasıydı, Hasavyurt anlaşması kısa bir süreliğine imzalandı” diyorlar.
Mesele şu ki Hasavyurt Anlaşması, 2001 yılına kadar Rusya ile Çeçenistan arasındaki ilişkilerin, uluslararası hukukun ilke ve normları temelinde tanımlanması gerektiğini belirtiyordu. En önemlisi buydu.
Ancak 1997 seçimleri ve Aslan Maskhadov’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından bu barış sürecini hızlandırdık ve 12 Mayıs 1997’de bir barış anlaşması (Dağıstan’ın ücra köşelerinde değil, Moskova’da, Kremlin’in St. George Salonu’nda) imzaladık. Ve barış anlaşması, Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri veya Genelkurmay Başkanı tarafından değil, iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından imzalandı.
O tarihten itibaren Rusya, Çeçen Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını fiilen ve hukuken resmen tanıdı, zira o zamana kadar topraklarımızda büyükelçiliği dışında tek bir Rus askeri yapısı veya bir devlet dairesi yoktu.
Ve 1999’da neler oldu? Rusya Çeçenistan’ı tekrar işgal etti ve İkinci Çeçen Savaşı’nı başlattı. Ve neden bu Hasavyurt anlaşmalarına ve sonraki üç yıla ihtiyaç duyuldu? Bunları “Fethet ya da Yok Et” adlı kitabımda ayrıntılı olarak yazdım.
Anlaşmayı imzalamadan önce, dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı, Güvenlik Konseyi Sekreteri ve Boris Yeltsin’in Çeçen Cumhuriyeti’ndeki temsilcisi Aleksandr Lebed, Çeçen Cumhuriyeti’ndeki savaşı kazanmak için Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı’ndan 50.000 kişilik askeribirlikler hazırlamalarını talep etti. Lebed’e, savaşı sürdürmek için gerekli kaynakların toplanmasının üç yıl süreceği söylendi. Elimizdeki resmi belgelerde bunlar var.
Ve bundan sonra Lebed, sözde geçici ateşkes ilan etti. Oysa bize ve tüm dünyaya, Rusya ile ilişkilerimizi sonsuza dek belirlemiş ve bağımsız bir devlet haline gelmiştik. Ve ama intikam için hazırlık yapmak adına bu sözde kopuşa ihtiyaçları vardı.
– Açıklığa kavuşturmak isterim: 1997 tarihli bu anlaşmalar aslında sizin, yani Çeçen Kurtuluş Ordusu’nun o ilk savaşı kazandığı koşullarda mı imzalandı? Grozni 1996’da kurtarıldı ve diğer büyük şehirleri kurtarmak için başarılı bir operasyonlar gerçekleştirildi. Anladığım kadarıyla bunlar, o dönemde Rusya’nın sayısal üstünlüğünün olduğu koşullarda gerçekleşti.
– Kesinlikle.
– Sizce Rusya bugün neden Ukrayna ile bu tür anlaşmalar imzalamıyor? Rus yönetimi neden savaşı durdurmuyor?
– Rusya’nın şu anki askeri-siyasi yönetimi askeri eylemleri durduramıyor, çünkü bugün her şeylerini savaşa bağlamış durumdalar.
Çeçenler söz konusu olduğunda ise durum tamamen farklıydı; 15-16 bin kilometrekarelik bir toprak parçası, yaklaşık 1 milyonluk bir nüfus. Kiev’le kıyaslarsak, tüm cumhuriyetimizin iki ila üç katı büyüklüğünde.
Bugün Rus ekonomisi savaş durumuna geçti. Halk, “halkı kurtarmak için vatanseverlik savaşı” motivasyonu ve propagandasıyla seferber ediliyor. Bugün 1 Eylül’de okul toplantılarının nasıl yapıldığını fark ettiniz mi? Orada neler oluyor?
Bugün bir milyondan fazla insan cepheye seferber edildi. Düşünsenize yarın Putin Ukrayna’daki askeri operasyonları durdurursa, seferber ve sözleşmeli askerlere giden maaş ve ücretler… Bu bir milyon ila bir buçuk milyon seferber insan nereye gidecek? Elbette bu, Rusya içinde istikrarsızlığa yol açacaktır.
Putin bunu anlıyor ve bu yüzden bugün hiçbir koşulda bu savaşı durduramaz.
– Bu durumda olaylar daha nasıl gelişebilir?
– Rusya, savaşı başlatan ülke olarak kalamaz. Başka bir devlet yapısına dönüşmek zorundadır. Ve bu muhtemelen ancak Rusya askeri olarak yenildikten sonra gerçekleşecektir. Bugün Ukrayna’ya katılan ve yardım edenler, Putin’i hiçbir diplomatik çabayla durduramayacaklarını anlamalıdır. Stratejik istikrardan ve ateşkesten ancak Ukrayna’yı askeri olarak güçlendirerek ve Rus ordusunu yenme fırsatı vererek güçlü bir çözümle bahsedebiliriz.
– Böyle bir senaryoya inanıyor musunuz? Çok sayıda Çeçen gönüllünün savaştığı Ukrayna’yı sık sık ziyaret eden biri olarak, böyle bir senaryonun mümkün olduğuna inanıyor musunuz? Batı toplumunun, Rusya’yı Ukrayna’da savaş meydanında yenmek pahasına bu savaşa müdahale edeceğine inanıyor musunuz?
– Kendi güvenliklerini sağlamak için Ukrayna’ya yardım ve desteği on kat artırmak zorunda kalacaklar. Putin, ne ABD’ye ne de AB’ye başka seçenek bırakmıyor.
İşte bu yüzden bugün biz de Ukrayna’yı her yönden desteklemek için elimizden gelen her şeyi yaptık. Çeçenistan’ın bağımsızlığı için savaşanların neredeyse tamamı Ukrayna’da ve Ukraynalılarla birlikte Rus saldırganlığını püskürtüyorlar. Bizim ve diğer sömürge halkları için özgürlük ve bağımsızlığın teminatı, Ukrayna’nın Rus ordusuna karşı askeri zaferidir.
– Bize anlatır mısınız, Ukrayna’da savaşan Çeçen gönüllüler nasıl insanlar?
– Aslında özel bir durumumuz var. Bugün Ukrayna’da bulunan birçok gönüllünün yani başka ülkelerden gelenlerin, böyle bir motivasyonu yok. Bugün Ukrayna topraklarında Ukraynalılarla birlikte bulunan savaşçılarımız, 20 yıl önce Rusya ile savaşa girdi. Bu süre zarfında birçok nesil değişti.
Orada bulunan Çeçenler çok ciddi bir motivasyona sahipler. Bir şeyi biliyoruz: Ülkemizin işgalden kurtulmasını ancak Ukrayna’nın zaferi sağlayabilir.

Ukrayna’da savaşan Çeçen birlikler. Foto:AP
Ukrayna’da, topraklarımızda yürüttüğümüz 25 yıllık savaş sonucunda yok edilen ÇHC Silahlı Kuvvetleri’ni fiilen yeniden canlandırıyoruz. Bugün, Savunma Bakanlığı’nı (Çeçenistan dışında) yeniden kurduk, diğer devlet birimlerimizi de yeniden canlandırdık. Savunma Bakanımız kalıcı olarak Ukrayna’da. Ben de zamanımın çoğunu orada geçiriyorum.
Ukrayna’daki durum sayesinde kendimizi özgürlük savaşçıları ve ulusal kurtuluş hareketi olarak rehabilite etmeyi başardık. Putin bizi 15-20 yıldır uluslararası terörist olarak yaftalıyor, ancak Ukrayna’daki savaş birçok kişinin gözünü açtı ve bugün Ukraynalılar bile geçmişte Çeçenistan’da yaşananlara farklı bakıyor.
Askeri açıdan, savaşın başlangıcında bizim kadar deneyimli insanlar yoktu. Ancak bugün bambaşka bir savaş yaşanıyor. Şunu fark etmeli ve kabul etmeliyiz: Ukrayna yeni beceriler ediniyor, yeni teknolojilerde ustalaşıyoruz. Çünkü bugünkü savaş, gezegenimizde bugüne kadar yaşanan tüm savaşlardan farklı.
– Günümüz Çeçenistan’ı hakkında biraz daha konuşmak istiyorum. Şahsen Çeçenistan’ı düşündüğümde, bir adaletsizlik duygusu hissediyorum. Çünkü Çeçen savaşları çok kanlıydı… Ve çok da uzun zaman önce sona erdi. Fakat bugün bambaşka bir yer görüyoruz. Bugün Çeçenistan lideri Ramazan Kadırov, kendisine Putin’in piyadesi diyor. Çeçen askerleri ve güvenlik güçleri Ukraynalıları öldürüyor ve askeri operasyonlarda aktif rol alıyor. Çeçenistan’ı nasıl bu hale getirdiler? Ve cumhuriyetin içindeki ruh hali hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
– İşgal rejiminin lideri Kadırov ve devletimizi işgal eden Rusya’nın yarattığı tablo budur. İddialarımızın asılsız olmaması için size ve okuyucularımıza örnekler vereceğim.
Baltık ülkelerinin yakın tarihi böyle. Unutmayın: Estonya, Letonya ve Litvanya Sovyet birlikleri tarafından işgal edildi. Fakat tam 20 yıl sonra (bağımsızlığın yeniden tesis edilmesinden sonra) bu ülkelerde kaç tane Kadırov ortaya çıktı? İşgal sırasında Sovyetler Birliği rejimine hizmet edenler de vardı. Ukrayna’da ve işgal altındaki diğer cumhuriyetlerde de aynı durum söz konusuydu. Bu bir Çeçen olgusu değil. Bu bir sebep-sonuç ilişkisi, işgalin bir sonucu.
2014 yılında ele geçirilen Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında bugün bile henüz 10 yıl geçti. Orada neler olup bittiğine dikkat edin. Kanun şudur: İşgal altında kalan halk ve millet hayatta kalmak için çabalamaya başlar. Ticari çıkarları uğruna veya korkaklıklarından dolayı işgal yapılarına hizmet etmeye hazır olanlar da vardı.
Aynı şey bugün Çeçen Cumhuriyeti’nde de yaşanıyor. Ancak Rusya’daki mevcut yapı veya sözde iktidar çöktüğü anda bir rahatlama yaşanacağından ve Çeçenler’in de söz sahibi olacağından kesinlikle eminim.
– Aynı zamanda, Çeçen halkının tarihinde de benzer olaylar yaşandı. Örneğin, 1944 sürgünleri. Ardından Stalin liderliğindeki Sovyet yönetimi, 500 bin Çeçen’i Orta Asya’ya sürdü. Çeşitli tahminlere göre, sürgünlerin ilk yıllarında yaklaşık 100 bin Çeçen hayatını kaybetmiş olabilir. Siz de ailenizin sürgün edildiği Kazakistan’da doğdunuz. Benzerlikler görüyor musunuz? Sonuçta, Çeçenler anavatanlarına döndükten sonra tekrar Rusya’ya karşı direnişe geçtiler.
– Kesinlikle. Bu aşamayı çoktan atlattık. Sürgünler sırasında nüfusumuzun yarısından fazlasını kaybettik. Ancak Çeçenistan’a döndükten sonra halk dağlarda direnişini sürdürdü. Çeçenistan’daki son özgürlük savaşçısı 1976’da öldürüldü.
Ve hepimiz, Dzhokhar Dudayev ve daha sonra ulusal kurtuluş hareketine liderlik edecek diğer temsilciler de dahil olmak üzere, dağlara çıkmadık, Sovyetler Birliği’nin yapılarına girdik ve kariyer yapmaya başladık. Ancak sistemde gevşemeler olur olmaz, SSCB Stratejik Havacılık Generali Dudayev ulusal kurtuluş hareketine liderlik etti. Aynı şey, Sovyet ordusunda görev yapan Aslan Maskhadov için de geçerli.
Bu sistemin yapılarında yer alan insanlar, şartlar oluşur oluşmaz Çeçen devletinin yeniden inşası ve canlandırılması yoluna girdiler. Şu anda biz de aynı aşamadan geçiyoruz.
Aynı zamanda, bugün öncekin döneme göre çok daha büyük bir potansiyelimiz var. Sürgünden sonra neredeyse hiç kimsenin Çeçenlerden haberi olmadığı bir dönemin aksine, bugün dünyanın dört bir yanında on binlerce, yüz binlerce Çeçen yaşıyor. Binlercesi, tüm olumsuz koşullara rağmen dünyanın en prestijli üniversitelerinde muazzam eğitimler aldı. Bugün Çeçen milleti, Sovyet sonrası dünyada 10’dan fazla dünya dilini konuşan az sayıdaki milletten biri. Potansiyelimiz çok güçlü, bu yüzden Çeçen devletinin ve Çeçen halkının geleceğine büyük bir iyimserlikle bakıyorum.
– Evet, röportajlarınızdan birinde, böyle bir fırsat doğarsa Çeçenistan’ın yönetimini devralmaya hazır olduğunuzu söylemiştiniz. Çeçenistan’da kısa vadede neler olabileceğini düşünüyorsunuz?
Ramzan Kadırov’un kötüleşen sağlığı hakkında giderek daha fazla şey duyuyoruz. Bu nasıl bir senaryo olabilir? Ailesinin üyeleri cumhuriyetin başına mı geçecek, yoksa şu anda Ukrayna’da Rusya safında savaşan Akhmat birliğinin komutanı Apti Alaudinov mu? Anladığım kadarıyla Rus liderliği arasında belli bir popülerliğe sahip; cumhuriyetin başkanlığı için olası adaylardan biri olarak anılıyor. Çeçenistan’ı yakın gelecekte neler bekliyor?
– Yakın gelecekte, Kadırov’un başına ne gelirse gelsin Çeçenistan’da hiçbir şey değişmeyecek. Ve bunun bizim için, Çeçen halkı ve Çeçen devletinin yeniden kurulması mücadelesini sürdürenler için hiçbir önemi yok.
Ülkemizin işgal edildiği gerçekliği ve ilkesi devam ettiği sürece, Putin oraya istediği kişiyi atayabilir. Bu, Çeçen toplumunun ruh halini veya yürüttüğümüz mücadeleyi etkilemeyecektir. Çeçenistan’da olup biten her şeyin Rusya’da olup bitenlerle doğrudan bağlantılı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı kaybetmesini sağlamak için her türlü çabayı gösteriyoruz. Ve ancak bundan sonra hem Rusya’da, hem Çeçen Cumhuriyeti’nde, hem de bugün devletlerini yeniden kurmaya çok daha yakın olan diğer Kafkas cumhuriyetlerinde değişimler mümkün olacaktır.
Biz buna hazırız, bu yüzden Kadırov ve ailesi etrafında dönen entrikalara ve haber şölenlerine hiç aldırış etmiyoruz: Kim ne yapacak, kim ne yapmayacak; bizim için bunun hiç önemi yok.
Chechen Press