DAEŞ’in “Vilayet” Tehdidi

Saslanbek İSAEV
Saslanbek İSAEV
  • 06.05.2019
  • 235 kez okundu

DAEŞ’in lideri geçenlerde boy gösterdi. Kırma halife, beş yıl aradan sonra bir enkazın üstüne çıkıp konuştu. Sapık bir ideoloji ile kandırdıkları insanların enkazına ayak basarak, gerçi üstüne oturarak desek tam yerinde olacak ama yine bu kanlı enkazı kürsü yapan bu insan kılıflı şeytan, yeni tehditler savurdu. Açık kaynaklar üzerinden işittiğimiz beyanlarda çok yeni bir şey yoktu; bir “fakat” olmasa.

İşte dikkatimi çeken de bu “fakat” oldu.

DAEŞ terör örgütü tarafından servis edilen videoda, bir “vilayet Türkiye” dosyası olduğu basın tarafından iddia edildi. Söz konusu dosya da benim dikkatimi çekti. Video yayınlanır yayınlanmaz bu hususu bir kaç uzmana sordum. İlk başta, sorduğum insanların beyanlarını paylaşacağım, daha sonra fikrimi. Çünkü ben konuştuğum uzmanların aksine bu vilayet göndermesinin ciddiye alınması gerektiğini düşünen biriyim.

İlk başta ekip arkadaşlarımız üzerinden Türkiye’de yaşayan güvenlik uzmanlarına sorduk meseleyi. Üç uzmandan sadece biri konu üzerinden yorum yapmayı gerekli bularak geri dönüş yaptı.

Bilgesam Araştırma Koordinatörü ve Orta Doğu uzmanı Ali Semin Bey’e bize vakit ayırarak sorularımıza verdiği cevaplar için saslanbkisaev.com ekibi olarak teşekkür ederiz.

Ali Semin Bey’e yönelttiğimiz soruları ve onun verdiği cevapları ilginize olduğu gibi sunuyoruz.

Sİ TAHA: Türkiye vilayeti olayı ne anlama geliyor?

Ali Semin: DAEŞ terör örgütü lideri Bağdadi’nin 5 yıl aradan sonra videolu görüntü yayınlaması, örgütün bitmediğini, vur-kaç stratejisine geçeceği anlamına da gelmektedir. Hatta bu terör örgütünün başka bölgelerde terör eylemleri yapacağının altını çizmek lazım. Türkiye vilayeti raporuna gelince Türkiye güvenlik güçleriyle ve istihbaratıyla, zaten DAEŞ terör örgütünü mercek altına almaktadır. Dikkat ettiyseniz Türk güvenlik güçleri ülkedeki DAEŞ terörünün gizli ve uyuyan hücrelerine sık sık operasyonlar düzenliyor. Bu nedenle Bağdadi’nin Türkiye vilayeti diye bir göndermede bulunması çok fazla dikkate alınacak bir durum değildir.

Sİ TAHA: Bir nevi masa altından sopa olarak algılanabilir mi?

Ali Semin: Aslında Türkiye terörle mücadele konusunda donanımlı ve tecrübelidir. Bu yüzden DAEŞ’in nizami ve donanımlı bir orduya sahip olan Türkiye’nin karşısında direnç göstermesi imkânsızdır.

Sİ TAHA: S-400 ve genel olarak Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılarda bu olayın yeri nedir?

Ali Semin: S-400 konusunda Türkiye’nin tavrı nettir. Türkiye’ye karşı yapılan saldırıların başında, ekonomik kriz senaryosu üzerine çalışıldığı açıkça görünmektedir. DAEŞ ve diğer terör örgütleri, Türkiye’yi Suriye’de hedef alabilir. Dolayısıyla Türkiye’nin hem kendi sınırları içerisinde hem sınırı dışındaki bölgelerden gelebilecek olası risk ve saldırıları önlemek için güvenlik tedbirlerini artırmasında fayda vardır.

Sİ TAHA: Söz konusu vilayet çıkışı Türkiye için ne kadar tehlike arz eder? Tabanı var mı, varsa profili nedir?

Ali Semin: DAEŞ terör örgütünün vilayet çıkışının Türkiye için çok büyük veya abartılacak bir tehlikesi yoktur. DAEŞ terör örgütünün Türkiye’de ciddi rakamlarla taban bulması oldukça zordur. Türk güvenlik güçlerinin hemen hemen tüm birimleri bu tür örgütlerin ülke içerisinde taban bulmasına müsaade etmez. Aslında DAEŞ 2014 yılından beri Bağdadi dışındaki teröristler tarafından yayınlanan ses kaydında veya videoların çoğunda Türkiye’yi tehdit içerikli açıklamalar gelmişti. Dolayısıyla bundan sonra gelen tehditlerin de fazla dikkate alınması doğru değildir. Çünkü Türk güvenlik güçleri DAEŞ terör örgüte bağlı olduğu şüphesi ile birçok kişiyi gözaltına aldı. Özetlemek gerekirse, elbette ki terör örgütlerinin hepsi tehlikeli ve eylem ihtimalleri vardır. Devlet güvenlik güçlerinin de DAEŞ ve benzeri terör örgütlerinin eylemlerini önlemek için sürekli tedbir almasında fayda vardır.

Bilgesam Uzmanı Ali Semin Bey, söz konusu DAEŞ’in tehditlerin Türkiye için tehlike arz etmediğini ve ülke olarak Türkiye’nin bu konuda tecrubeli olduğunu, terörle mücadele ve güvenlik konusunda endişeye gerek olmadığını beyan etti ekibimize. Ali Bey ile aynı beyanı, başka bir uzman da yaptı.

Polonyalı araştırmacı yazar Witold Repetowicz, Bağdadi’nin Türkiye çıkışının kayda değer olmadığını söyledi. Witold Repetowicz, DAEŞ’in bundan sonras daha çok BATI’ya karşı eylemlere girişeceğini düşündüğünü söyledi. Türkiye’nin söz konusu video içinde yer almasının ilgi çekici, fakat tehlike arz etmediğini dile getiren Witold Repetowicz, Irak ve Suriye’de görev yapmış, bölge hakkında kitap yazmış bir araştırmacı.

İsim beyan etmek istemeyen birkaç kişiye daha sorduk bu konuyu fakat Türkiye’de yaşayan, konuyu çalışan uzmanlar tatmin edici bir cevap vermedi genel olarak. Türkiye’nin böyle tehditlere hazırlıklı olup baş edebileceğini, dikkate alınacak bir durum olmadığını söylediler.

Türk basınında çok dikkat çekmediği için, bu konu gündem olmadan unutuldu fakat şahsi fikrim bu konuyu basın ve uzmanlar dikkate almamış da olsa, güvenlik güçlerinin çok yakından takip etmesi gerektiği yönünde.

Neden mi?

Bu soruya cevap verirken, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumdan yola çıkıyorum. Türkiye, hem BATI’nın S-400 baskısı altında, hem ekonomik zorluklar yaşamakta ve de tam bitmemiş bir yerel seçim sürecinden geçmekte. Böylece bana göre, bu şeytanın eline o vilayet dosyasını kim verdiyse Türkiye’yi dolaylı olarak tehdit etmekte. Yine şahsen ben Bağdadi’nin bağımsız bir aktör olduğuna inanmıyorum. Daha fazlası kendi becerisi ile saklandığına da inanmıyorum. Bu dosya meselesinin, Türkiye’ye karşı yapılan küresel saldırının bir parçası olduğuna inanan, fakat somut delillerle bunu ispatlama imkanına sahip olmayan biriyim.

Dosya olayına gelince; bana göre DAEŞ’in Arapça yazılı bir dosyayı öne çıkarması, Türklere yönelik bir mesaj değil, tam tersine Türkiye’ye sığınmış Suriyelilere yönelik bir mesaj. Bu hamlenin, Türkiye’de yükselen ve birileri tarafından pompalanan Suriyeli düşmanlığın bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bu yabancı düşmanlığını pompalayanlar ile dosyayı Bağdadi’nin eline verenler, tek merkezden emir alıyor. Amaçlarının da muhacir ile ensarı bir birine düşürmek olduğu inancındayım. Yanılıyor olabilirim, fakat DAEŞ’i çalışanlar, DAEŞ’in zamanlama konusunda titiz bir örgüt olduğunu da bilir. DAEŞ’i yöneten ve yönlendiren güç, her zaman iyi zamanlama yapar ve ince mesajlar verir. Buna daha önce de çokça şahit olmuştuk.

Saslanbek İSAEV

Kaynak: Tek Adam Haber Ajansı

 

Facebook ile yorum yapın:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *