Beyaz bir sayfaya lirin mürekkebiyle
Kelimeler yazıyor, kafiyeler arıyorum,
Herkesten, savaşlardan ve barıştan yorulmuş halde
Bu dünyanın nimetlerini istemiyorum kimseden.
Gözyaşından ve kederden yorulanları gördüm,
Ve kendinden emin olanları da,
Gülmekten yorulanları bile gördüm.
Herkes mutluydu, bir tek ben hariç.
Seferlerde söylenen marşları duydum,
Konaklamaları, zaferleri, geçit törenlerini gördüm,
Burada halkların nasıl yok edildiğini gördüm,
Zafere sevinmeyenler de vardı aralarında.
Yalancı tanrılara nasıl kurbanlar sunulduğunu,
Ve var olmayan şeylere inananları gördüm,
Aç ellerin nasıl ekmek dilendiğini,
Karanlığın güneş ışığını nasıl kapattığını gördüm.
Aşkı burada kanla ve toza buladılar,
Şefkati ve sevgiyi ise ateşte yaktılar.
Kalplerini pembe dizilere veriyorlar burada,
Ve bu beni çok huzursuz ediyor.
Arkamızda saraylar ve zindanlar bırakarak,
Doğup büyüdüğümüz eşikten bir adım atıp,
Sessizce yürüdük tozlu yollardan,
Ama ne yazık ki kimse sağ dönemedi geri.
Yakında baharın geleceği umuduyla,
Ve barış çanını çalacağı gün zangoçun,
Tüm aşk duyguları canlanacak ve ayağa kalkacak,
İnanç ve hakikat ise kutsal sunağa çıkarılacak.
Şamil Arbiyev


