Rusya’nın ve Putin’in Gerçek Uşakları

Rusya’nın ve Putin’in Gerçek Uşakları 

Çağın ahlaksızlık ve adaletsizlik kasırgasına kapılmış olan büyük çoğunluk, kendi günah ve ayıplarını da gizleyecek bir günah keçisi bulduğunda fırsatı asla kaçırmıyor.

Bu, sosyalist Rus imparatorluğu Sovyetler Birliği dağılırken 1991 yılında Rusya’dan koparak bağımsızlık ilan eden ve yıllarca Rusya ile savaşan Çeçenistan meselesinde sessiz kalan tüm dünya devletleri ve Asya ve Kafkasya’daki cumhuriyetlerin tavırlarında da görüldü ve görülüyor.

Tek istisna, Rusya Çeçenistan’a saldırdığında askeri ve siyasi destek vermeye çalışan dönemin Azerbaycan lideri rahmetli Elçibey ve onun yakın silah arkadaşlarından rahmetli İskender Hamidov’du.

Münferit vakalar dışında, onların dışında hiçbir devlet ve özerk cumhuriyet lideri, Çeçenistan konusunda Rusya ile hiçbir zaman ters düşmedi. Tam tersine, fırsattan istifade ederek Moskova ile ilişkilerini geliştirdiler.

Bunlar bir liste yapılsa listenin en başındaki isim, İnguşetya isimli sanal cumhuriyetin sözde lideri Ruslan Auşev’dir. Ruslan Auşev, Boris Yeltsin’in kürsüde eşlik ettiği ve sözde seçimlerde açık destek verdiği, aslen Çeçen olan İnguşları Çeçenlerden kopararak Rusya destekli bir cumhuriyet kuran (kimilerince bilge lider denilen) bölücü bir suçlu.

Ve diğer Kafkasya cumhuriyetlerinin liderleri.

Ve Rusya’ya bağlı tüm Türki cumhuriyetlerin liderleri.

Bunların tümü, Rusya’ya sürekli sadakat gösteren ve yaşadığımız iğrenç zaman diliminin jargonuyla, Rusya’nın ve Putin’in gerçek uşaklarıdır.

Çeçen bağımsızlık mücadelesinin liderleri Cahar Dudayev ve Aslan Maskhadov gibi isimlerin 90’lardaki Türkiye ziyaretlerinde, dönemin iktidarlarının başında olan Süleyman Demirel ve Turgut Özal gibi isimlerin, onları karşılama nezaketi bile göstermediklerini ama Rus misafirleri Türkiye’ye geldiğinde kırmızı halılarla karşıladıklarını da ayrıca söyleyelim.

Çok fazla uzatmaya gerek yok.

Arap ülkeleri dahil olmak üzere bütün Müslüman devletler ve Kafkasya’nın diğer cumhuriyetleri olan Adigey, Abhazya, Karaçay Çerkesya, Kabardey Balkarya, Osetya ve Dağıstan; Türki cumhuriyetler Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve diğerleri…

Çeçenler Rusya saldırılarına karşı kendilerini ve bağımsızlıklarını korumaya çalışırken hepsi fırsatı değerlendirip Rusya ile ilişkilerini derinleştirip geliştirdiler, zenginleşip kalkındılar. Çeçenistan’a saldıran Rusya ordusunda bunların askerleri bile vardı ve hiç utanmadan Çeçenistan petrollerini sömüren Moskova’dan paylarını da alıyorlardı.

Ama ne hikmetse bugüne kadar kimse onlara Rus uşağı veya Putin’in köpeği demedi.

2000’li yıllara gelindiğinde Çeçenistan’da neredeyse sağlam bina bile kalmamış, bir milyonluk nüfusun yarısı yok edilmişti. Hiçbir kaynağı kalmamış, askeri gücü tamamen tükenmiş, hiçbir dış desteği olmayan Çeçenler bir de terörist olarak muamele görmeye başlamıştı. Üstelik saydığımız asıl Rus uşağı ve Putin köpeklerinin tümü Rusya ile yeni anlaşmalar yapmış, yakaladıkları Çeçenleri Rusya’ya iade edecek kadar alçaklaşmışlardı.

Rusya saldırıları sonrası Çeçenistan’ın durumu. Tarih: 2002

Çeçenler bu noktada bir süre sessiz kaldılar. Kendi aralarında da büyük sorunlar vardı.

Sonra, az önce saydığımız devletler ve cumhuriyetler gibi Rusya ile anlaşma yolunu seçtiler. Bu noktada Süleyman Demirel, Turgut Özal gibi liderler ve başta İnguşetya olmak üzere Adigey, Abhazya, Karaçay Çerkesya, Kabardin Balkarya, Osetya ve Dağıstan cumhuriyetleri Çeçenlere mükemmel(!) örnek oldular. Ezelden beri Rusya’ya sadık Kazakistan, Tataristan, Türkmenistan vb. Türki cumhuriyetleri hiç saymıyorum.

Bugün ise ahlaksızlığın zirve yaptığı bir zaman diliminin fahişelerinin vahşi ve iğrenç çığlıkları arasında aynı şeyleri yaşıyoruz.

Herkesin dilinde iki fahişe çığlığı hazır: “Çeçenler davayı sattılar”, “Putin’in uşakları” falan.

Biz gerçekte kimlerin Rus uşağı olduğunu çok iyi biliyoruz ve bunlara gülüp geçiyoruz. Aslında onlar da gerçek Rus uşağının kendilerinin olduğunu biliyorlar.

Tarihin bütün kayıtları ortada.

Kadirov meselesine gelince. Şahsen Kadirov’a ve destekçilerine Rusya ile anlaşma yaptıkları için kızmıyorum. Hoşuma gitmese de, içim kabul etmese de, neredeyse tamamen yok olan ve yok sayılan Çeçenler için başka yol yoktu. Kimin ne dediği ve diyeceği, ne kadar salya akıtıp saldıracağı, ne ukalalık yaptığı ve yapacağı hiç umurumda değil. Başka bir yol yoktu. Olsaydı zaten o yol tutulurdu.

Kadirov meselesinde şahsen öfkelendiğim tek şey, Kadirov’un bir suç örgütü lideri gibi davranarak kendi halkına zulmetmesi. Gerçi Kadirov bu hususta da yalnız değil. O, bu hususta az önce saydığımız bağımsız devletlerden, Kafkasya cumhuriyetlerinin liderlerinden ve Rusya’ya bağlı Türki cumhuriyetlerin yöneticilerinden fazlasını yapmıyor.

Neticeye gelirsek…

“Rus uşakları…”

“Putin’in köpeği…”

Gibi salyalı hırıltıların asıl muhatabı Çeçenler değil; hatta Ramzan Kadirov bile değil.

Bugün Rusya’nın gerçek uşakları ve Putin’in gerçek köpekleri başta İnguşetya olmak üzere batıdan doğuya doğru Adigey, Abhazya, Kabardey Balkarya, Karaçay Balkarya, Osetya ve Dağıstan’dır.

Rusya korkusuyla, Cahar Dudayev ve Aslan Maskhadov’u devlet adamı olarak karşılamaktan bile korkan sözde dünya liderleridir.

Azerbaycan haricindeki bütün sözde Müslüman devletlerdir.

Rusya’ya “doğunun değeri” diyen sözde inkılapçı Müslümanlardır.

Eğer Rusya’ya uşaklık ve köpeklik hakkında bir cümle kurma zorunluluğu varsa, herkes önce kendi mazisine bir göz atıp ondan sonra Çeçenler hakkında konuşmalıdır.

Şamil İgde

 

Yazan Şamil İGDE - Tem 11 2022. Kategori Dünya, Gündem, Politika, Türk İslam, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *

Ebed Bizimdir - Kuzey Kafkasya bölgesi ağırlıklı olarak, Türk-İslam coğrafyasından özel haberler, yorumlar ve makaleler.