Türk Siyasetinde Neler Oluyor?

Türk Siyasetinde Neler Oluyor?

Tayyip Erdoğan eskiden bu yana, anlam verilemez, haince(!), kötü, fena olduğu iddia edilen ilişkiler yüzünden eleştirilere muhatap oldu.

Örnek vermeye başlarsak uzun bir isim listesi yazmak zorunda olacağımızdan bu kısmını es geçiyorum; bazılarınızın aklına birçok isim gelmiştir bile ama gelmeyenler de bu kısa yazıyı okurken kendi listesini kendi hafızasında oluştursun.

Türkiye’nin, her açıdan yetersizliği ve boşluğuyla meşhur muhalif kesimleri, AK Parti’ye karşı muhalif(!) duruşlarını işte hep bu isimler ve hadiseler etrafında göstermeye çalıştılar. Ta Ergenekon operasyonları döneminden bu yana durum böyle.

Erdoğan’a hep birtakım isimler veya olaylar üzerinden ‘dün böyle demiştin ne oldu?’ veya ‘dün şöyle yapmıştınız şimdi ne oldu?’ gibi ucuz kocakarı tepkileriyle karşı çıktılar. Gelgelelim kâr hanelerine yazılmış bir kazanç ben görmedim.

Oysa AK Parti cephesinde bunlar çok önemli değildi. Halen de değil.

28 Şubat sonrasının karmaşık ilişkiler ağı döneminde, kamuoyunun hiç sevmediği tipler olsalar da; uluslararası ilişkileri çakallığına kadar iyi bilen ve tabiri caizse işlerin nasıl yürüdüğünü bilen çakal işadamı, politikacı, bürokrat, parti yöneticisi vb. kadrosuyla iç ve dış destek bularak iktidara gelen Erdoğan, bu söylemlerle karşı karşıya kalacağını bilmiyor muydu?

Elbette biliyordu.

Üst yönetim zaten bu yüzden, bu tip ilişkiler yüzünden karşılaştığı dedikodulardan hiç rahatsız olmadı. Görevden alma, uzaklaştırma, sessizce geri çekme gibi çok basit manevralarla, bu tip dedikodulara konu olmuş ‘adamlarından’ ve dedikodulardan sıyrılmayı başardı. Doğrusunu isterseniz bu noktada takdiri hak eden bir soğukkanlılığa sahipler.

Muhalif kesimlerin aksine, AK Parti üst yönetiminin bu soğukkanlılığı ve manevra becerisini sağlayan motivasyon gücü hiç bitmedi. Muhalif kesimler her gün heyecanlı dedikodularla Erdoğan’ı yıprattıklarını sansalar da, 20 yılın sonunda Erdoğan’ın tek başına oy oranı yine %40 civarında. Yani? Birçok darbeler ve sosyal çalkantılar yaşamış olan Türk halkı, muhalif kesimlerin dedikoduları ve hiçbir fikir içermeyen, malı elinde kalmış akşam pazarcısı hezeyanları karşısında Erdoğan’ı tercih etmeyi sürdürüyor.

Muhalif kesimler, dönem dönem ortaya çıkan bazı flaş isimler ve karışık işlerden medet ummaya devam ederlerken, dikkat ederseniz Erdoğan kendi işini yine soğukkanlılıkla görmeye devam ediyor.

Birçok kesim anlam veremese de, Erdoğan’ın mantığı aslında çok anlaşılır.

‘Sadece mutfağa aşçı lazım değil; bahçeye köpek de lazım’ mantığıyla yürüyor Erdoğan. En başından beri de bunu hiç gizlemiyor.

Birtakım isimlerin parti veya devlet işleriyle anılmasını bu çerçevede değerlendirirseniz olayları daha sağlıklı değerlendirir, boş konuşan çapsız muhalif veya cahil destekçi pozisyonundan kurtulup, gerçek bir muhalif veya gerçek bir destekçi irtifasına çıkabilirsiniz.

Sadece AK Parti’de değil, devlette de işler böyle yürür aslında. Sadece mutfağa aşçı veya deftere muhasebeci lazım değildir; bahçeye köpek te lazımdır.

Bunların görev saatleri, yapacakları, vazifeleri vb. dışarıdan bakanların zaman zaman kafalarını karıştırsa da, evin sahibi bunları her zaman herkesten daha önce bilir.

Hangisinin ne zaman ’emekli’ edileceği veya ‘etkisizleştirileceği’ ise yaptıklarıyla doğru orantılı olacaktır, olmuştur.

Erdoğan’ı bu kadar halk desteğine rağmen ahmakça bir darbeyle devirmek isteyenlerin, her gün hakkında dedikodu üreterek yıpratacağını zannedenlerin açmazı bu. Erdoğan, oyunu onlardan daha iyi oynuyor. Ve büyük ihtimalle yakında bunu bir kez daha gösterecek.

Gündeme bir de bu açıdan bakarsınız belki.

Ali Seyit Demirci

 

Yazan Editör - May 23 2021. Kategori Gündem, İktibas, Politika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *

Ebed Bizimdir - Kuzey Kafkasya bölgesi ağırlıklı olarak, Türk-İslam coğrafyasından özel haberler, yorumlar ve makaleler.