Çeçen Muhacirden Sayın Cumhurbaşkanı’na Mektup

Abdullah Anzor ve Abuzeyd Anzor

Selamunaleyküm!

Ben Abuyezd Anzorov. Allah’ın kulu, Müslüman bir Çeçenim.

Ben 16.10.2020 tarihinde Cuma günü, Fransa’da Allah Resulü’nün şerefini korumak için kendi hayatını feda eden Abdullah Anzorov’un babasıyım.

Ben 2008 yılından itibaren Fransa’da yaşadım ve orada mülteci kimliğim vardı. Benim orada yaşamak için param, evim, işim ve arabam gibi her şeyim vardı. Ancak ben oğlum Abdullah ile birlikte ben sahip olduğum her şeyimi de kaybettim.

Fransız polisi beni, eşimi ve çocuklarımı tutuklayıp, Paris’teki adeta bir yeraltı gizli hapishanesinde ayrı ayrı tek kişilik hücrelerde 4 gün boyunca tuttular. Benim ellerime polisler kelepçe takıp götürürken, evimde bulunan Kuran’ı ayakları altına attılar ve Kuran’la dalga geçip eğlendiler; Allah onları lanetlesin.

Onlar benim 8 yaşındaki oğullarıma bile tehditler savurdular. Eşimin başörtüsünü çıkardılar ve bilmediğim bir yere götürdüler. Ben o an ellerimi kelepçeledikleri için maalesef hiçbir şey yapamadım. O gün bana yapılan bu hakaretleri ve benimle alay etmelerini göreceğime, o gün keşke ben de ölseydim.

Benim vefat etmiş (inşallah şehit olmuştur) oğlum Abdullah ile birlikte 6 oğullarım vardır. Bunlardan Abdullah, Peygamber Efendimiz’e hakaret eden Fransız yüzünden Allah’a yürüdü ve şu anda benimle beraber daha 5 oğullarım vardır.

Baba Abuzeyd Anzor, Çeçenistan’da oğlu Abdullah’ın naaşı başında.

Abdullah benim en büyük oğlumdu. O vefat ettiğinde daha 18 yaşındaydı. Ben evlatlarımı İslam dini üzerine eğittim ve her zaman onlara Peygamberimiz’i (s.a.v) kendi ebeveynlerinden yani bizzat kendimden bile daha çok sevmelerini öğrettim. Abdullah, Fransız profesör öldükten sonra bu eylemi üstlenerek, bu yaptığı eylemi Peygamberimiz Muhammed (s.a.v) için intikam aldığını ve inançsız Fransızlara karşı savaşarak ölmeye hazır olduğunu söyledi ve öyle yaparak 2 milyar Müslümanın üzerindeki utancı giderdi. Haricinde kimseye zarar vermedi. Beni tutuklayan Fransız polisinin söylediğine göre, öldürülen Fransız profesör 5 yıl boyunca Peygamberimizi (s.a.v) aşağılayıcı faaliyetlerde bulunmuştur.

16.10.2020 tarihinde oğlumun bu eylemi yaptığı gün ben çalışıyordum ve oğlumun bu eylemi yapacağından habersizdim. Eğer benim bu eylemden daha önce haberim olsaydı, ben oğlumu korumak için onu bu eylemi yapmasına engel olurdum, çünkü oğlum bu konuda haksızdı ama yüce Allah’ın kaderi böyleymiş. Benim oğlum, Peygamberin (s.a.v) şerefini savunmak için canını Allah’a teslim etmesinden ötürü Allaha hamd ederim.

Bu hadiseden sonra Fransa hükümeti benim mülteci statümü iptal etti. Bununla kalmayıp benim evlatlarımı benden almaya ve bizimle hiç ilgisi olmayan, kim olduklarını bile bilmediğim ailelere vermeye çalıştı. Ancak Allah’ın yardımı ile ben Fransa’dan ayrılmayı başardım. Şu anda Türkiye’de İstanbul’da bulunmaktayım. Ben bugünkü dünyadaki Müslüman ülkelerin en iyi ve en doğru ülkesinin yöneticisi olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı kabul ettim ve ediyorum. O yüzden ben Türkiye’de yaşamayı seçtim. Bana bazıları neden benin Çeçenistan’a dönmediğimi soruyorlar ama Allah benim neden Türkiye’ye taşındığımı en iyi bilendir. Ben Türkçe bilmiyorum, bilsem dahi burada çalışamayacağım, eğer çalışma imkânım olsa bile benim çalıştığım meslekle ailemi geçindirebileceğimi düşünmüyorum. Ama bir konuda çok eminim, Allah bana bu 42 yaşıma dek hep yardım etti ve Allah’ım beni bundan sonra da bırakmaz!

Benim işbu istirhamım Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşır mı bilmiyorum. Ama ben Yüce Allah’tan umarım ki, benim bu dilekçem ona ulaşacak ve Allah’ın izni ile o bana yardım edecektir. Ben daha nereye dilekçemi sunacağımı dahi bilmiyorum ama bizden önce Türkiye’ye muhaceret etmiş kardeşler vasıtasıyla bunları söylüyorum. Benim Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan istirhamım, bana ve aileme normal bir yaşam sürebileceğim şartlar için yardımcı olması, konut edinebilmem ve bunun için vatandaşlık tanınmasıdır.

Ben bu kadar zorda olmasaydım ondan bunu istirham etmezdim. Ben ekmeğimi ve geçimimi kendim karşılayacağım ve geçim imkânı talep etmiyorum. Benim burada yaşamımı sürdürebilmem için önemli olan vatandaşlık evrakı ve konuttur. Ben Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan imkânsız olan hiçbir şey talep etmiyorum. Eğer istirhamım olumsuz değerlendirilse bile sıkıntı değil; benim arz-u halim ve şikâyetim yüce Allah’adır. Benim oğlum Abdullah’ın tüm Müslümanlar adına üstlendiği sorundan dolayı benim başıma bunlar geldi! Elhamdülillah, Allah beni imtihan ediyor.

Ben bu arada oğlum Abdullah hakkında birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Oğlum Abdullah, Allah’tan korkan ve çocukluktan beri çok cesur bir evlattı. 7 yaşında kendisi isteyerek namaz kılmaya başladı. 7 yaşından itibaren Ramazan orucu tutmaya başladı. O ailesini ve kardeşlerini çok severdi, anne babasının sözlerine değer verirdi ve dinlerdi. Onun kendine ait arabası vardı (ona özel araba almıştım) ve oğlumun her gencin hayal edeceği her şeyi vardı. Ama o her şeyini bırakıp Allah’a yürüdü. Bu olay olmadan önce oğlum, annesine onun şehit olması için dua etmesini istemiş, annesine ve kardeşlerine o profesörün Peygamberimiz (s.a.v) aleyhinde yaptığı karikatürü göstermiş, eğer bu olayı durdurulmazsa yüce Allah’ın gazabının tüm Müslümanların üzerine olacağını söylemiştir. Ve sonunda kendisi bu profesörün Peygamberimize (s.a.v) yaptığı saygısızlığı durdurmak için sorumluluk üstlenmiştir. Allah onun şehadetini kabul etsin.

Aslında bu olay bir günde gerçekleşmiş bir olay değildir. Abdullah’tan önce, başka Müslüman ailelerin ebeveynleri de polislere ve okul müdürlüğüne müracaat etmişler, yıllardır süren bu saygısızlıktan rahatsızlıklarını belirtmişlerdi. Ancak onlar tüm müracaatları, özgür düşünceye saygı adı altında, “daha Muhammedin nice karikatürleri yapılacak” diyerek geri çevirmişlerdi.

Sizlere, Abdullah’ın Macron’a yazdığı son sosyal medya mesajını da yazıyorum:

Esirgeyen ve bağışlayan yüce Allah’ın adıyla.

Ben Allah’ın kulu Abdullah.

Hey kafirlerin hükümdarı Macron, senin köpeklerinden birini cehenneme gönderdim.

Başka kim Peygambere (s.a.v.) hakaret etmeye cesaret ediyor?

Hey Macron! Büyük ceza gelene kadar yoldaşlarını sakinleştir!

Aslında daha anlatacak çok şey var ama çok zaman alır!

Abuyezd Anzorov – Abdullah Anzorov’un babası

 

Yazan Editör - May 22 2021. Kategori Dünya, Gündem, Türk İslam. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *

Ebed Bizimdir - Kuzey Kafkasya bölgesi ağırlıklı olarak, Türk-İslam coğrafyasından özel haberler, yorumlar ve makaleler.