$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,08 / Satış: 6,11

Kuzey Kafkasya Notları – 16

Şamil İGDE
Şamil İGDE
  • 24.11.2018
  • 103 kez okundu

Kurt, genellikle Türk ve akraba kavimlerin milli sembol olarak benimsedikleri, Yaratıcı’nın onlara bahşettiği kendilerine has hiyerarşik düzenleri içerisinde ve son derece organize yaşayan bir hayvan türüdür. Onu sembol olarak benimseyen kavimlerse, onun hayvani özelliklerinden değil, güçlü yapısı ve özgürlüklerine son derece düşkün olma özelliklerinden etkilenmişlerdir.

Türk ve akraba kavimler, bu özgür hayvan figürü üzerinden özgürlük tutkularını ifade eden destanlar, şiirler, ezgiler yazmışlar; yine bu özgürlük ve bağımsızlık duygularını ifade eden, kurt silüetli ve figürlü bayraklar ve sancaklar yapmışlardır.

Kuzey Kafkasya da böyledir…

90’ların başında tarih sahnesine özgürlük ve bağımsızlık talebiyle yeniden çıkan Çeçenler ve onları destekleyen Kuzey Kafkasya’nın diğer (sözde devletçikler değil) kardeş halkları, dünyaya “Gece kurt yavrularken geldik dünyaya” sözleriyle başlayan milli marşlarını okurken, gönderlere de üzerinde kurt, ay ve yıldız figürleri olan bayraklarını çekerek, özgürlük ve bağımsızlık tutkularını ifade etmişlerdir.

Kafkasya’da özellikle 1990’lı yıların başından itibaren Çeçen-Rus savaşları boyunca sıkça gördüğümüz bu semboller dünyanın diğer milletlerinin çok ilgisini çekmişken, savaşın orta yerinde, kendilerine Yalnız Kurtlar adını veren, doğrudan Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Cahar Dudayev’e bağlı bir askeri birlik ortaya çıktı.

Yalnız Kurtlar grubu, Rus ordusuyla kıyaslandığında çok küçük bir askeri birlik olmasına rağmen, büyük bir Rus askeri üssünün bulunduğu Dağıstan’ın Kizlyar bölgesine girdi. Dünya tarihi boyunca, küçük askeri birliklerin, yerleşik ve büyük askeri üs, karargah ve ordulara vur-kaç gibi gerilla taktikleriyle saldırıp çekildikleri çok görülmüştü. Ama Yalnız Kurtlar’ın devasa Rus askeri güçlerinin konuşlandığı bir bölgeye girip, istekleri karşılanmadıkça oradan geri çıkmayacakları haberi ajanslara düşmeye başladığında, dünya kamuoyu şaşkına döndü.

Kizlyar harekatı olarak tarihe geçen bu operasyonla,Yalnız Kurtlar isimli Çeçen askerleri, bölgeyi ele geçirip Rus askeri üssüne ağır kayıplar verdirdiler ve çok büyük bir kuşatmanın içerisinde kalınca da, Rusya ile masaya oturmak için, kendilerinden gayet emin bir tavırla, isteklerini sıraladılar. Çok geçmeden de bu kurt sürüsü içerisinden bir adam, kamuoyunun gündemine oturuverdi.

Adı, Salman Raduyev’di.

Her ne kadar Kizlyar harekatının ve Salman Raduyev’in komutanı ünlü Çeçen kumandanlardan Hünkarpaşa İsrapilov ise de, bu operasyon Salman Raduyev ile anıldı ve tarihe geçti. Şehit Hünkarpaşa İsrapilov’u ayrıca anlatacağız.

1967 yılında Çeçenistan’da doğan Salman Raduyev, ilk gençlik yıllarında sol siyasi hareketler içerisinde bulundu. Bir dönem Komünist Parti üyesiydi. Sovyet ordusunda inşaat mühendisi olarak çalıştı. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan Salman Raduyev, Sovyet ordusu sonrasında da inşaat sektöründe çalıştı.

Cahar Dudayev’in yeğeniyle yani Dudayev ailesi mensubu olan eşiyle evlendikten ve Çeçen İnguş Cumhuriyeti ilanından sonra, bir süre Gudermes şehrinde kaymakamlık (birçok kaynakta da belediye başkanlığı) görevi yaptı.

Birinci Çeçen-Rus savaşı patlak verdiğinde, Salman Raduyev birçok başarılı askeri operasyona katıldı ve yönetti. Çeçen askerler arasında, müthiş askeri becerisi ve kumanda yeteneğiyle hızla sivrilen Raduyev, bu çatışmalarda defalarca kez yaralandı. Raduyev, tuğgeneralliğe kadar hızla yükseldi ve stratejik önemi olan yüzlerce operasyona fiilen katıldı ve  yönetti.

1996 yılına gelindiğinde, Çeçen şehirlerine asla hakim olamayan ve ele geçiremeyen Rusya, çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 40.000 civarında Çeçen’i katletmişti. İşin tuhafı, dünyanın gözü önünde katledilen 40.000  Çeçen çocuk, kadın ve yaşlı insan için, dünyanın ne Müslüman ülkelerinden ne de diğer devletlerden hiçbir tepki duyulmuyordu. Tüm dünya, sanki Çeçenler yokmuş gibi davranıyordu.

Rusya’nın onbinlerce Çeçen sivili katletmesine rağmen dünyanın Müslüman ülkeleri de dahil hiçbir yerinden, Rusya’yı en azından kınayan bir ses çıkmaması, Rusya’yı adeta sivil katliamına teşvik etmekteydi. Bu noktada Çeçen saha komutanları, cepheyi genişletmek ve Çeçenistan’a nefes aldırmak için savaşı Rusya’nın diğer bölgelerine yayma kararı aldılar. Ki işte bunlardan biri de, Hünkarpaşa İsrapilov komutasındaki Salman Raduyev ve kendilerine Yalnız Kurtlar ismini takmış olan askeri birliğiydi. Devlet Başkanı Cahar Dudayev “Rusya’da istediğimiz hedefi vurabilme kapasitemiz var ama biz siviller etkilenmesin diye bunu yapmak istemiyor ve Rusya’yı uyarıyoruz” dese de, Rusya’nın sivil katliamı artarak sürmekteydi.

Ok yaydan çıkmak üzereydi.

Ve çıktı da.

9 Ocak 1996 günü, Dağıstan’ın Kizlyar civarında konuşlanmış bulunan Rus askeri üssüne saldıran ve 200 kadar askerden müteşekkil Yalnız Kurtlar isimli Çeçen askeri birliği, Rus ordusuna ait birçok heliktopter ve araç gereci tahrip etti. 30’dan fazla Rus askerini de imha eden Yalnız Kurtlar, geri çekilirlerken Rus ordusunun kuşatması nedeniyle 3000 kadar rehineyle birlikte bir hastane binasına girerek, orada mevzi tuttular.

Rus ordusuna bağlı birlikler hastane binasını ve tüm bölgeyi kat kat kuşatma altına aldılar. Yalnız Kurtlar, 2 gün sonra binada bulunan tüm kadın ve çocukları serbest bıraktılar ve Çeçenistan’a geri dönmeleri karşılığında, kalan tüm erkek rehineleri de serbest bırakacaklarını açıkladılar.

Rusya’yla pazarlıklar neticesinde anlaşma sağlandı. Ancak Yalnız Kurtlar yola çıktıktan bir süre sonra, Rus birlikleri tarih boyu yaptıkları gibi anlaşmaya uymayıp, Çeçenista sınırına doğru ilerleyen Yalnız Kurtlar konvoyuna saldırdılar. Bunun üzerine Yalnız Kurtlar, yine Çeçenistan-Dağıstan sınırına yakın bir konumdaki Pervomayskoye kasabasına çekildiler.

Rus birlikleri, Pervomayskoye kasabasını üç kat kuşatma ile sarıp, zırhlı araçlar ve helikopter ateşi de dahil, Yalnız Kurtlar’ı ağır bir saldırı altına aldılar. Tüm bunlara rağmen, sayıları sadece 200 civarındaki Yalnız Kurtlar birliğine defalarca mağlup oldular. Bu saldırılar sırasında Rus birlikleri kasabayı yerlebir etti. Milletlerarası doktorlar ve yardım kuruluşlarının kasabaya girmelerine izin vermedi ve Çeçenlerin birçok rehine alıp onları öldürdüğünü iddia etti. Ancak bu iddiada bulunan Rusya, Çeçenlerin, yaralıları ve rehineleri bölgeden çıkarma tekliflerini bile defalarca cevapsız bıraktı.

Dağıstan’da ve Çeçenistan’da bunlar yaşanırken, 19 Ocak 1996’da, Türkiye’nin Trabzon Limanı’ndan, Rus yolcular taşıyan Avrasya isimli feribotu kaçıran Muhammet Tokcan ve arkadaşları da, dünya kamuoyunun gündemine bomba gibi düşüp, Yalnız Kurtlar grubunun etrafındaki kuşatmanın derhal kalkmasını, Rus ordularının Kuzey Kafkasya’dan ve Çeçenya’dan derhal çekilmesini isteyen açıklamalar yaptılar. Türkiye’nin birçok şehrinde ve İstanbul’da onbinlerce insan Yalnız Kurtlar ve Muhammet Tokcan’a destek için meydanlara döküldüler.

Kuşatmanın sekizinci gününde, Çeçenistan tarafındaki diğer Çeçen birliklerle telsiz yoluyla bir yarma harekatı planlayan Yalnız Kurtlar, sabahın erken saatlerinde üç kat Rus kuşatmasına doğru taarruza kalktı. Çeçenistan yönünden yardıma yetişen Hamzat Gelayev’in birliğinden Rus kuşatmasına top ateşi başlayınca meydana gelen boşluklardan da yararlanan Yalnız Kurtlar, Rus kuşatmasını göğüs göğüse çatışmalarla yara yara, mayınlı bir bölgeye kadar ilerlediler.

Mayınlı bölgede, Çeçenya’da defalarca görülen ve dünya askerlik tarihine geçecek fedakarca sahneler tekrar etti. Sayıları 15-20 kadar olan yaralı Yalnız Kurt, mayınlı bölgeye arkadaşlarının önünden girerek ve kendilerini feda ederek diğerlerine yol açtılar. Onların hepsinin, patlamalarla şehit olduğu söylenir. Açılan yoldan diğerleri çıkarak Çeçenistan’a doğru ilerlediler ve gözden kayboldular. Rus birlikleri, peşlerinden daha fazla gitmeye çekinerek orada durdular.

Yalnız Kurtlar, Hamzat Gelayev’in birlikleri ve Muhammet Tokcan ve arkadaşlarının üç koldan hareketleri Rusya’yı çaresiz bıraktı. O kadar ki, sayıları sadece 200 kadar olan Yalnız Kurtlar grubunun peşinden, daha fazla gitmeye cesaret edemediler. Birkaç kilometre ötedeki Çeçenistan sınırında onları bekleyen Hamzat Gelayev’in birliğini biliyorlardı ama kendilerini daha başka nelerin beklediğini bilemiyorlardı. Avrasya feribotu olayı da Rus hükümetini acz içinde bırakmıştı ve Rusya devleti adeta felç olmuştu. Rus askerleri ve subayları, Çeçenleri daha fazla takip etmek istemiyorlar, kendilerini boşu boşuna kırdıran komuta kademesine öfke duyuyorlardı. Rusya, bu çatışmalara 4.000 asker katıldığını açıklasa da, o günlerde olaylara şahit olan Dağıstanlı yerel gözlemciler, Rusya’nın bu harekata dahil ettiği asker sayısının onbinden fazla olmasının gerektiğini, çünkü sadece civar köy, kasaba ve yolları tutan Rus askerlerinin sayısının binlerce olduğunu anlattılar.

Bu olaydan sonra Rusya, Çeçenya’yla masaya oturmaya razı oldu.

Sıradan salon subaylarının ve genel askeri bilgileri ezberlemekten başka mahareti olmayan stratejist ve analistlerin hiç alışık olmadığı bir asker portresi ile kamuoyunda resimleri yayınlanan Salman Raduyev ve Yalnız Kurtlar, bu harekatları ile askerlik tarihine ve mesleğine, Yalnız Kurt isimli, kendine has özellikleri olan yeni bir asker tipi eklediler ve birçok ülkedeki başka başka bağımsızlık savaşçılarına da ilham kaynağı oldular.

Bir belgesel filmi izlersek, yalnız bir kurtun, sürüsüne ayak uyduramamış veya yaşlı ve güçten düştüğü için diğer kurtlar tarafından dışlanarak kovulmuş yine veya sürü içerisinde agresif olduğu için diğer sürü fertleri tarafından dışlandığı için sürüsünden ayrılarak kendine yeni yaşam alanı arayarak, yalnız başına yaşamaya çalışan bir kurt olduğunu görürüz. Yalnız kurtun toprağı, sürüsü ve uymak zorunda olduğu kurallar yoktur. Bu sebeple, kurt sürüleri gibi büyük avlar yapamaz. Daha küçük hayvanları avlayarak yaşamaya ve kendine yeni bir hayat kurmaya çalışır.

Kafkasyalı savaşçıların şahsında gördüğümüz Yalnız Kurt isimli savaşçı ve asker tipi ise bunun tam tersi olarak; inisiyatif alabilen, “gerekeni, gerektiği yerde yapabilme” yeteneğine haiz, yalnız başına bir ordu gibi savaşıp, hadiseleri bir devlet zekasıyla analiz edebilen ve bu zekasıyla, şartların olumsuzluğuna bakmadan her türlü savaşa fert olarak iştirak edebileceği gibi, organize birlikler kurabilen ve idare edebilen, komple savaşçıdır; bunun ötesinde bir aydın ve devlet adamıdır.

Yalnız Kurtlar, bu harekatları ve kendilerine özgü asker tipleriyle tarihe geçerken geride derin izler bıraktılar.

Sonraki dönemde, Yalnız Kurtların lideri Salman Raduyev’in kumandanı olan Hünkarpaşa İsrapilov, başkent Caharkale civarındaki çatışmalarda vurularak şehit düştü.

Kizlyar harekatıyla birlikte artık Yalnız Kurt olarak tanınan Salman Raduyev ise, 1996 yılının Mart ayında bir saldırıya uğrayarak başından ağır şekilde yaralandı. Kamuoyunda günlerce öldüğü haberleri dolaştı ama hayatta olduğu, kendisinin ortaya çıkmasıyla anlaşıldı. Çok ağır yaralanmış ve defalarca geçirmiş olduğu ameliyatlar yüzünün şeklini bile değiştirmişti. Bir gözünü kaybetmiş, yüzünde onlarca kırık kemikle bambaşka biri olmuştu Yalnız Kurt. Artık büyükçe bir gözlükle geziyor, sakallarını olabildiğince fazla uzatıyordu.

Sonra 1999 yılında başından bir kez daha vuruldu. Herkes öldüğünü sandı ama ölmedi.

Çeçen İçkerya 2. Devlet Başkanı Zelimhan Yandarbiyev’den sonra seçimle devlet başkanı olan Aslan Maskhadov’la yıldızı barışmadı. Yalnız Kurt, Cahar Dudayev’in ölmediğini iddia ediyor, bu yüzden de eski kumandanı Maskhadov’un devlet başkanlığına itiraz ediyordu. Hatta bu yüzden hakkında “vurulduktan sonra akli dengesi bozuldu” söylentileri çıktı. Aslan Maskhadov ise onun  yüzünden içte bir karışıklık yaşanmaması için, Zelimhan Yandarbiyev’in vermiş olduğu tuğgeneral rütbesini geri aldı.

Yalnız Kurt’un, bazı saha komutanları gibi, Ermenistan’ı ele geçirip Çeçenya ve Türkiye’yi sınır komşusu yapma hatta birleştirme gibi, hayalleri de vardı ancak Aslan Maskhadov, devlet başkanı olarak otoriteyi korumak ve düzeni sağlamakla mükellefti. Normal şartlarda hayali güzel olsa da, onbinlerce vatandaşını kaybetmiş Çeçenya’nın mevcut şartlarında neredeyse imkansız olan düşlerin peşinde koşmaya ne imkan vardı ne de şartlar.

Yalnız Kurt lakabıyla dünyaya ün salan Salman Raduyev, Şamil Basayev’in 1999 yılında Dağıstan’a düzenlediği harekata da karşı çıktı. Ona göre, böyle bir harekatın faydadan çok zararı vardı. Buna ne Dağıstan hazırdı, ne de Çeçenya.

Yalnız Kurt, bu hadiselerden sonra ikinci Çeçen-Rus savaşına kadar sessizliğe gömüldü. Politikayla uğraşmamayı yeğledi ama Şamil Basayev’in Dağıstan saldırısı sonrasında Rusya’nın tekrar Çeçenya’ya saldırmasıyla birlikte yeniden ortaya çıktı. “Dudayev Ordusu” ismini verdiği kendine bağlı bir grup savaşçıyla Rusya’ya meydan okudu. Aynı dönemde, birkaç bin kişinin katıldığı bir miting düzenledi ve yeniden sessizliğe gömüldü.

Yalnız Kurt, ikinci savaş sürerken, bir silah satın alma pazarlığı tuzağına düşürülerek esir edildi. Tutuklanarak Rus zindanlarına konuldu. 14 Aralık 2002 tarihinde, hapishanede emirlere riayet etmediği gerekçesiyle Rus gardiyanlar tarafından ağır şekilde darp edildi ve işkence gördü. Hastane yerine hücresine götürülen Yalnız Kurt, iç kanama sebebiyle saatlerce acı çekerek şehit oldu.

“Kurtlar yalnız ölür” sözü gerçekleşmişti sanki.

Yalnız Kurt, Rus mahkemesinde yargılanırken(!) yargıçların(!) önünde eğilip bükülmeden durarak yaptığı şu savunmayla bir kez daha tarihe geçti:

Ben kendi vatanımı savundum. Rusları savaşmak için biz çağırmadık. Onlar kendileri gelip bizim vatanımızı işgal ettiler. Biz onlarla savaşmak istemedik, onlar bizimle savaşmak istediler. Ancak Ruslar, askerlerimizle savaşmak yerine, kadınları, çocukları ve yaşlı insanları öldürdüler. Sizin, benim hakkımda vereceğiniz hüküm benim için ceza değil mükafat olacaktır. Ben, Allah’ın bana verdiği hayatımı O’nun yolunda ve vatanım için çarpışarak yaşadım. Her şey Allah’ın elinde. O isterse ben buradan zaten çıkarım. Ve ben önce Allah’ın, sonra komutanım Cahar Dudayev’in askeriyim. Savaştığım için de asla pişman değilim.

Şamil İGDE

(Devam edecek…)

 

Facebook ile yorum yapın:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *