Kuzey Kafkasya Notları – 15

Şamil İGDE
Şamil İGDE
  • 09.09.2018
  • 159 kez okundu

1944 yılının Ocak ayında, Gürcü komünist Stalin ve onun sadık tetikçisi Beria’nın planladığı Çeçen sürgününde doğan Cahar Dudayev, 13 yıl sonra baba topraklarına dönebildi.

Bütün çocukluğu, yüzbinlerce Çeçen’in öldüğü sürgün şartlarında geçti.

Dudayev’in savaşçı ve özgür karakteri belki de bu sürgün şartlarında şekillenmişti. Ki muhalif bir yazar olması sebebiyle aynı sürgünü yaşayan ve sürgün yıllarında Çeçenleri anlatan Soljenitsin, Gulag Takımadaları isimli eserinde, Cahar Dudayev’in de yıllarca yaşadığı şartları şöyle anlatmıştı:

“Bu şartlarda teslim olmayacak, itaat etmeyecek bir millet yoktu. Hem de sadece birkaç isyancı değil, bütün bir millet direniyordu. Onlar Çeçenlerdi. Tüm yerleştirilenler arasında Çeçenler tek başlarına kuvvet ve cesaretlerinin kırılmadığını gösterdiler. Haince evlerinden sürülmüşlerdi ve o günden sonra hiçbir şeye inanmadılar. Çeçenler asla patronlarını sevindirmeye, onlarla iyi geçinmeye çalışmadılar; onlara karşı davranışları her zaman mağrur ve açık bir şekilde düşmancaydı. Ve sıra dışı olan şey şuydu: Herkes onlardan korkuyordu. Kimse onların daha önce yaşadıkları gibi yaşamalarına engel olamadı. Yaşadıkları yeri 30 yıl boyunca yöneten rejim, onları kurallarına saygı göstermeye zorlayamadı.”

İşte Rusların soykırım için oluşturduğu bu ağır şartlar, Cahar Dudayev gibi bir lideri oluşturarak, zulmün tepesine balyoz gibi geri dönecekti.

Öyle de oldu…

13 yıl boyunca çocukluğunu yaşadığı sürgünden geri dönerek yurduna kavuşan çocuk Cahar Dudayev, zeki ve parlak bir öğrenci olarak bütün okullarını başarı ile bitirdi.

Kısa sürede Rus Hava Kuvvetleri’nde subay oldu.

Yetenekleri ve karakteri, O’nun, Rus Hava Kuvvetleri’nde general rütbesine kadar yükselmesini sağladı ve Rus ordusundaki ilk Müslüman general oldu.

General Dudayev, aslen bir komünist Rus imparatorluğu olan SSCB’nin çatırdadığı yıllarda, SSCB’ye bağlı Baltık cumhuriyetlerinde konuşlu olan Stratejik Hava Kuvvetleri Filo Komutanlığı’nda görev yapıyordu. 1989 yılında Moskova ondan halk isyanlarını silahla bastırmasını isteyince Moskova’ya rest çekti ve halkı bombalamadı.

Bunun üzerine Çeçenistan’a, yani kendi anavatanına sürgün(!) edildi.

Kader ağlarını örüyordu…

Çeçenya’ya sürgün edilen Dudayev, 1990 yılında Rus ordusundan istifa etti.

Aynı yıl Kasım ayında, Çeçen Halk Kurultayı da toplanmıştı ve Halk Kongresi toplantıya, çeçen halkı tarafından artık çok sevilen Dudayev’i de davet etti.

Tarih, Çeçenleri 400 yıldır savaştıkları Ruslarla bir kez daha karşı karşıya getirmek üzereyken, Çeçenistan’da özgürlük rüzgarları esiyordu. İlahi adaletin terazisi Dudayev’i tarihi misyonuna hazırlıyordu ve Dudayev’in yurdunu, küllenen özgürlük ateşi yeniden sarmıştı.

Cahar Dudayev’in 6 Eylül 1991 gününü, Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü ilan ettiği süreç ise şöyleydi:

1980’lerin sonuna doğru, Rusya Çarlığı sonrası kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) temelleri çatırdıyordu. Rus komünist ve sosyalistlerinin özgürlük vaatleri verdikleri ama Çar’ı devirdikten sonra Çar’dan daha zalim yöntemlerle esir ettikleri milletler, Rus komünist sömürgeciliğine karşı içten içe kaynamaktaydı.

Çeçenistan’da 1988 yılında, Çeçen-İnguş Halk Cephesi ismiyle geniş katılımlı bir teşkilat kuruldu ve liderliğine Hoca Ahmet Bisultanov getirildi. Aynı süreçte Halk Cephesi’nin kuruluşuyla birlikte başka birçok örgütler de kuruldu ve bunların bazıları zaman içerisinde siyasi partilere dönüştüler. Çeçen-İnguş Halk Cephesi, kuruluş ilanıyla birlikte ilk kitle eylemini, Çeçenya’nın Gudermes şehrinde kurulan bir kimya fabrikasını protesto ederek gerçekleştirdi. Bu eylem çok geniş katılımlı oldu ve Çeçenya’da ve Moskova’da dikkat çekti.

Çeçenya’da, Halk Cephesi’nin ve bağımsızlık yanlılarının faaliyetleri artarken, Moskova yönetimi 3 Nisan 1990 tarihinde, tüm halkların bağımsızlığına kapı açan bir kanunu kabul etti.

Kabul edilen ve yürürlüğe konan kanuna göre tüm özerk cumhuriyetler bağımsızlıklarına karar verebileceklerdi. Moskova’nın kendi yürürlüğe koyduğu kanun şöyleydi: “Otonom cumhuriyetlerin ve otonom bölgelerin halkları, Sovyetler Birliği’nden ve Sovyetler Birliği’nden ayrılan diğer cumhuriyetlerden ayrılmayı istedikleri takdirde bu konuda karar alabilirler; ayrıldıktan sonra da ülkelerine, devlet hukuk statülerini belirlemekte serbesttirler.”

Bu kanunu çıkaran “komünist kadro” aslında sonraki Rus yönetimlerinden daha samimiydi. “Komünist kadro” aslında saygı duyulması gereken samimi bir ideolojik dil ile, sistemin iflas ettiğini ve halkların kendi geleceklerini tayin edebileceklerini söylüyordu. Yasanın çok açık ve yoruma kapalı olması da bunun deliliydi.

Kanunun çıktığı aynı yıl, 23-25 Ekim 1990 tarihleri arasında Çeçenya’da, Çeçen Halk Kongresi yapıldı. Alınan kararlar doğrultusunda, Çeçen halkının özgür bir millet olarak yaşayacağı ve bağımsızlığın yeniden ihya edileceği deklare edildi. Halen varlığını sürdürmekte olan Moskova yanlısı yönetim de bu kararı kabul etti hatta kabul etmekle kalmayıp, resmi bir açıklama yayınladı. Çeçen halkı, bağımsız bir millet olarak bu tarihten sonra SSCB ve Rusya Federasyonu’na ait hiçbir seçime katılmadı.

Bu tarihten itibaren hem Moskova’da, hem de Çeçenya’da silahların çekildiği yeni bir süreç başladı.

8 Temmuz 1991’de, Çeçen Halk Kongresi, ikinci kurultayını topladı ve yeni kararlar alındı. Daha önce SSCB’ye önerilen geniş çaplı ittifak önerisi, Çeçenya’nın yasal ve hukuki statüsünün değişmesiyle kaldırıldı. Bununla birlikte, yine yasal ve hukuki şartlar gereği, halen varlığını sürdüren Moskova yanlısı yönetimin artık meşru olmadığı açıklandı. Moskova’da, 19 Ağustos 1991’de gerçekleşen silahlı darbe girişiminde, darbecilere karşı Rus halkı desteklendi ve silahlı Çeçen birlikler, darbe karşıtı Rus halkının direnişinde önemli rol oynadı. Henüz genç bir Çeçen askeri olan Şamil Basayev, bu destek operasyonunda kendine bağlı bir grupla Moskova’da Rus halkının yanında oldu.

Moskova’da değişim rüzgarları son derece sert esip, silahlı darbe girişimi yaşanırken, Çeçenya’da 1 Eylül 1991 tarihinde üçüncü kez toplanan Çeçen Halk Kongresi, Çeçen-İnguş Sovyet Yönetimi’nin düşürülmüş olduğunu ve tarihsel bir hak olan bağımsızlığın yeniden ihya edildiğini ilan etti. Hemen peşinden 6 Eylül 1991 tarihinde, daha önce Sovyet yönetimi ve Sovyet yönetimine bağlı gizli servis KGB’ye ve Sovyet İçişleri’ne bağlı tüm bina ve ofisler, Çeçen Halk Kongresi’ne bağlı birliklerce ele geçirildi. Kısa süre sonra, eski Sovyet yönetimi de kendini feshetme kararı aldı. Bu karardan sonra, eski Sovyet yönetiminde görev almış çok sayıda insanın da içinde yer aldığı Geçici Yüksek Konsey oluşturuldu. Geçici Yüksek Konsey, yeni Çeçen devletinin parlamento, devlet başkanı ve diğer seçimlerini düzenlemekle görevlendirildi. Bu çalışmalar başladıktan sonra, aslında bir Çeçen kabilesi olan İnguşlar, aldıkları bir kararla kendi cumhuriyetlerini kurduklarını ve başkentlerinin de Nazran olduğunu ilan ettiler.

Geçici Yüksek Konsey’in yoğun çalışmaları neticesinde, 27 Ekim 1991 tarihinde seçimler yapıldı. Çeçenya’daki seçime 23 devletin temsilcileri ile uluslararası gözlemciler nezaret etti. Tüm gözlemcilerin ve devlet temsilcilerinin meşruluğunu kabul ettikleri bu seçimler neticesinde, yazının başında kısaca bahsettiğimiz, Rusya’nın “asi general” diyerek anavatanı Çeçenya’ya sürgün ettiği General Cahar Dudayev, devlet başkanı oldu. Yine aynı seçimde, tüm Çeçen halkını temsil edecek olan 41 tane milletvekili seçildi.

Devlet Başkanı General Cahar Dudayev, ilk iş olarak Çeçen Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ihyasına dair olan kanunu imzalayarak yürürlüğe koydu.

Daha önce Moskova darbesinde, darbecilere karşı Çeçen birliklerin koruduğu Rusya Devlet Boris Yeltsin, Çeçenlerin aldığı bu kararı tanımadı ve Çeçenya’da olağanüstü hal ilan etti. Boris Yeltsin bununla yetinmeyerek, Grozny’e hava yolu ile Rus askerlerini gönderdi. Bu Rus askerler, Çeçen askerleri tarafından anında etkisiz hale getirilerek gözaltına alındılar. Boris Yeltsin olağanüstü hal kararından vazgeçince, tutuklanan Rus askerleri Rusya’ya iade edildi.

Bundan sonraki dönem, SSCB dönemi hükümeti sonrası kurulan Rusya’nın, kendi yürürlüğe koydukları yasalara uymayarak, Çeçenya’ya yüzbinlerce asker yığarak savaşa girmesiyle devam etti.

Çeçenya ve Rusya arasındaki savaş dört yüzyıldır devam ederken, alınan kararla, Sovyet yönetimine ait tüm binaların ele geçirildiği gün olan 6 Eylül 1991 tarihi, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın ulusal bağımsızlık günü olarak ilan edildi.

Şamil İGDE

(Devam edecek…)

 

Facebook hesabınız ile yorum yapın:
Şamil İGDE

Son Karar ve Genç Adam dergilerinde yazdı. 1990’lı yıllarda, Büyük Doğu-İBDA fikir hareketi taraftarlarına düzenlenen 28 Şubat süreci operasyonlarndan birinde gözaltına alındı. 2010 yılına kadar toplam üç kez cezaevine konuldu. İş adamı. Evli ve 2 çocuk babası. Çeçen kökenli ve Sivas’lı. Ebed Bizimdir sitesinin kurucusu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *