Salih Mirzabeyoğlu İçin

Salih Mirzabeyoğlu İçin
  • 11.05.2018
  • 128 kez okundu

Türkiye radikal İslamcılığının iman sahibi çocuğu Salih Mirzabeyoğlu’nun beyin ölümünün gerçekleştiği ilan edildi dün. Devrimci sol hareketlerin işkence ve cezaevleri direnişlerini araştırırken oldukça geç bir dönemde rastlaştı yolumuz. On yıllarca hapis yatmış, yüzlerce gün işkencede kalmış bir ailenin içinden geliyordum ve benim için kim olursa olsun Mirzabeyoğlu’nu da takip etmek ve dayanışmak ahlaki bir görev olmuştu.

-Sol hareket ve militanların yaşadığı işkence ve baskıların benzerlerini yaşamış, dahası politik faaliyetine güçlü bir teorik arka plan da oluşturmuştu.

-Kitaplarının çoğunu okudum, avukatlarını buldum ve kendisi ile bağlantıya geçtim…

-Öncelikle Devrimci sol ile ilginç bir ilişkisi vardı. Mahir Çayan’ın kesintisiz 2-3 dahil toplu yazılarını yayınladı… Zaten örgüt yapısındaki parti ve cephe örgütü ayrımı oradan geliyordu.

-Güçlü bir felsefi altyapısı vardı. İslamcılar da yaygın görülen o batı karşısındaki kırılganlık ve “kültürel şizofreni” onda yoktu…

-Kuskanılacak bir dil hakimiyeti vardı. Arapça biliyordu. Yoğun biçimde Dil ve etimoloji çalışmıştı. Yazdığı onlarca kitabı ciddi bir derinliğe taşıyordu bu hazırlıkları… Çok üretken bir mütefekkirdi…

-Düzmece bir operasyonla yakalandı. Ağır işkenceler gördü. Baskıya ve zulme karşı kahramanca direndi. Direncini kırmak ve liderlik itibarını alaşağı etmek için fiziksel ve manevi her tür saldırıyı eksik etmediler. Hepsinde de kendi varlığına ve inancına sığınarak direnmeyi tercih etti. Cumhuriyet’in o çok iyi bildiğimiz mide bulandırıcı mahkemelerince yargılandı. Tabii ki müebbet hapse hüküm giydi…

-Bazıları onu Sivas katliamından sorumlu tuttu. Çok saçmaydı. Buna ilişkin tek bir delil ve sahiplenmesi yoktu. En az Garbis Altunoğlu’nun “bavul cinayetinden” sorumlu tutulması kadar saçmaydı bu iddia…

-Oyun, katakulle bilmezdi. Hayatı sadeydi. İslamcılığın cari devletleşme tecrübesine hep mesafeli durdu. Haliçteki konferanstaki buluşmasına içerlemiştim. Oldu bittiyse getirdiler dedi…

İslamcılığın genel bir “ruh çöküntüsü” yaşadığı bugünlerde bile kendi hakikatini Resmî islamcılığa karşı da savunmayı hiç bırakmadı.

Cezaevi’nde 16 yıl yattı ve işkence ve baskılardan kalıcı yaralar aldı. Fakat dışarı çıktığında da hastalığın etkileri devam etti. Ve bugün o acılı, işkence ve baskılarla dolu hayatın Son imtihanında…

Bu ülke maalesef çocuklarını öldürmek, yaralamak, kalıcı hastalıklar bırakmak konusunda sonsuz bir iştaha sahip. Bir tek gün bile bir başkasına hukuk ve adalet vaat etmiş değil… Haklılığını işkenceden, baskıdan ve kandan almaya daha ne kadar devam edecek bu ülke? En güzel çocuklarını ezmekten ne zaman vaz geçecek? Ne zaman düşmanına bile hukuk vaat edecek? Ne zaman bu ülkede gerçek bir Yargı olacak? Ne zaman yurttaşları işkence, baskı ve saldırıdan koruyacak?

Umut var mı?

Evet var!

Spinoza “direniş”i koymuştu anlamanın düzenine…

Direniş ve direnenler hep olacak…

Umut da hep olacak…

Mirzabeyoğlu Türkiye’de direnişi üstlenenlerden biriydi…

Bana başka bir görüşte olsam da bu anda saygı duruşu düşer…

Vade ne zaman dolar bilmeyiz…

Ama ustasının dediği gibi olsun:

Olmasın son günümde, 
Çelengim toparabam.
Alıp beni götürsün,
Tam dört inanmış adam.

Dr. Orhan Gazi ERTEKİN (08 Mayıs 2018)

Demokrat Yargı Eşbaşkanı

Kaynak: Adımlar Dergisi

 

Facebook hesabınız ile yorum yapın:

Etiketler: Demokrat Yargı / Mirzabeyoğlu / Orhan Gazi Ertekin / Salih Mirzabeyoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *