Bedelli Askerlik – Ayrıcalığın Tepkisi

Hüseyin KARYAĞDI
Hüseyin KARYAĞDI
  • 28.03.2018
  • 1.295 kez okundu

Gündemin son maddesi, bedelli askerlik.

Bu yazıyı kaleme almak için çok düşündüm.

Yazmalı mı yoksa birileri gibi hayatın rüzgarına kapılmış çalı gibi bir o yana bir bu yana savrulmalı mı bilemedim.

Nereden başlayacağımı da biliyorum ama; bunu anlatma şekli de önemli ya…

Bedelli isteyen arkadaşım; bu ülke için anne veren, baba veren, doğmamış çocuğunu yetim bırakan vatan evlatlarına ayıp etmiyor musun? Bence ediyorsun. Hem de çok büyük ayıp ediyorsun.

Bu aziz vatan için kelle alıp, can veren TSK personeline bin selam olsun.

Sayıların karmaşık dünyasına ve ekonomik parametrelere girmeye gerek yok; çünkü çok sayıda bedelli askerlik bekleyen vatandaş olduğunu biliyoruz. Hemen her yerde ve her ortamda; dolmuşta, otobüste, çay içtiğin salaş kahvehanede, sosyal medyada bir yerinden değiyor insanın kulağına…

Ama gelin görün ki, bu sistemi isteyen neslin, aynı görüşten insanların içerisinden çıkıyor olması ayrı bir düşünme sebebi…

Çürük almak için bulunamayan torpilin, resmileştirmeye yönelik hareketi gibi…

Bedelli çıkmalı mı?

Bence çıkmamalı.

İnsanların, o manevi duyguyu tatmaları gerektiğini düşünüyorum.

Hayatlarından, vatani görev için verecekleri altı ay, bir çoğuna bir şey kaybettirmez. Aksine, hizmet verdiği vatanda hak sahibi olma duygusu sarar bedeni. O haz, dünyadaki bir çok duygudan kat be kat üstündür.

Askerliği, bot ve kamuflaj arasına sıkıştırmak büyük aptallıktır. Ve askerliği bir zaman kaybı olarak görmek ise ihanetin kaçıncı katıdır bilemiyorum…

Bu vatan için her daim sahada olan gönül erlerinin, bütün varlıklarıyla ve gözlerini kırpmadan, bacak bıraktığı, kol bıraktığı bir ortamda, paranın hükmünün geçmediğini birilerine anlatmakta büyük fayda olduğunu düşünüyorum.

Birilerinin askere gitmemek için kaçıncı Açık Öğretim Fakültesi’ne kayıt yaptırdığına şahit olmak ise hicap duygusunun tavan yapmasına sebep oluyor.

Arkadaş; okunan okullar, kendini geliştirmek için gittiğin konferanslar ve bunların sonucunda ulaştığın mevki, makam, sana askerlik vazifesinden muafiyet sağlamaz. Bu, en fazla sana (varsa eğer içinde) vatana hizmet “lüksü” sağlar. Sağlamalıdır.

Sosyal medya aracılığı ile tarafıma yazılar yazan, tepki gösteren, gelecek ve aile kaygısı çeken değerli kardeşlerim; bu aziz vatan için kimler nelerini feda etti?

Ayıp olmuyor mu?

Sizin mevki ve makamlarınız, hele hele paralarınız, bu maneviyatı satın almaya yetmez; sadece birilerinin çarkına su olur…

Şimdi gelelim, bedelli isteyen kardeşimin gözünden bakmaya…

Parası olduğu için ya da ailesi bu imkana sahip olduğu için kamuoyu oluşturmaya çalışan kardeşin, askerden kaçış yolunu, “bedelli yasası” ile meşrulaştırma isteğine, şahsen sonuna kadar karşıyım.

Ve buna bir şekilde destek veren kardeşim;

Senin cebinde bedelli askerlik için istenen o ödemeyi çıkaracak maddi gücün yok. Sen bu parayı ya kredi çekip bilmem kaç ay ödeyeceksin ya da ondan bundan borç alacaksın. Madem o borcun altına gireceksin, git altı ay paşa paşa bu ülkeye olan hizmet görevini yap, sonra da çek o krediyi ve kendi hayallerinin devamı için kullan.

Ama yok bunun için çok kararlıysan, iki yıl içerisinde çürük raporu alan 250.000 kişilik malum kesimin içerisine katıl!

Sonra bunu kendi iç dünyanda nasıl halledersin bilmem. İçin için sevinir misin yoksa bir uhde olarak sana mı döner bilmem… Senin hayatın ya; işte ondan…

Hayatta bazı anlar ve şeyler vardır. İşte o anlarda ve şeylerde, paranın bir hükmünün olduğunu düşünmüyorum.

Gelelim, gerçekten içinde art niyet olmayan kardeşlerimin durumuna.

Bakacak kimsesi olmadığı için ailesinin tutunacağı tek dal olan kardeşlerimin askere gitmesi durumunda, tek taraflı da olsa bir mağduriyet oluşacağı için, bu kardeşlerimin, bu görev ve sorumlulukları bitene kadar askerlikten muaf tutulmaları sağlanabilir. Hatta bu konuda yasal çalışmalar yapılabilir.

Yalnız bu durumu kendi kokmuş zihniyetlerine bahane edecek insan türevi canlıların da çıkacağı aşikar. İşte bu nokta da, bahsettiğim yasal çalışmanın adil ve istismara kapalı olma zorunluluğu ortaya çıkıyor. Bu ve benzeri zorunluluklar yüzünden bedelli isteyen kardeşlerimin, belli bir dönem muaf tutulmayı istemeleri bence mantıklı…

Sayının bir önemi yoktur… Kimse merak etmesin, bu devletin vatan evlatlarına vereceği bir ranza ve bir öğün yemeği vardır.

En önemlisi de, vereceği onur ve şeref vardır.

İnsanların, bahsettiğim zorunlu haller dışında bedelli isteme hakları yoktur. Bu ayıptır aymazlıktır.

Bedellinin ahkamı, bizim mahalleye uğramıyor; bu böyle biline…

İlla kamuflaj giymek ile askerlik görevinin icra edilmeyeceğini düşünürsek;

Kendini herhangi bir konuda ve alanda “uzmanlık” seviyesine getiren arkadaşım…

Yeter ki sen vatana hizmet etmek iste.

Devlet gönderir altı ay bir yere; örneğin Tunceli’ye; orada uzman olduğun konuda katkı sağlarsın. Senin mantığınla bakarsak, ot yolmaz, devlete yük olmazsın. Hizmetin bir şekilde aksadığı, ulaşamadığı yere elin değer.

Ne ara bu kadar uyanık olduk? Yada hangi rüzgar, vefanın sana yaşattığı ulvî duyguları sildi süpürdü?

Bedelini ödeyen vatan evlatlarına selam olsun!

Bu vatanın bekası için geride anne bırakan, baba bırakan, eş bırakan, evlat bırakan değerli insanlar; emanetinize sahip çıkmak, ar duygusuna sahip her vatan evladının teminatı altındadır.

Son sözüm sana:

Bir şekilde adamını-yolunu bulup devlet kadrosuna nasıl yerleştiysen, askere gidip geldikten sonra da o el sana yardım eder tasalanma…

Bedelini ödeyenlerden yüce Yaratıcı razı olsun.

TÜRK IRKI SAĞOLSUN

Hüseyin KARYAĞDI

 

Güvenlik uzmanı. Uzun yıllardır güvenlik sektöründe uzman olarak hizmet vermektedir. Öztürkler internet sitesinde yazıları yayınlandı. Evli ve 2 çocuk babası. Kafkas kökenli bir aileye mensup ve Sivas’lı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *