Kuzey Kafkasya Notları-10 (Gazavattan Cumhuriyete)

Şamil İGDE
Şamil İGDE
  • 17.03.2018
  • 272 kez okundu

Coğrafyamızın ve insanımızın başına bela olmuş kronik bir hastalık vardır ki, birçok sebep yüzünden milletleşme sürecinde diğer milletlerin gerisinde kalan tüm Kuzey Kafkasyalı halkların başındaki püsküllü beladır.

Nedir?

Şudur:

Tarihimiz boyunca yaşanmış hadiseleri, tarihimize iz bırakmış şahsiyetleri, siyasi ve içtimai meseleleri, milli(!) ayrılık sebebi/gerekçesi olarak görmek, göstermek, kullanmak ve benimsemek.

Bugün İmamlar dönemi de dediğimiz “Gazavat dönemi” ve sonrasındaki “Cumhuriyet girişimi” dönemlerini birbirine bağlayamadan; ders almamız gereken bu tarihi ve milli tecrübelerimizi bir süreç içerisinde okuyamadan; mikro ölçekteki sözde milli(!) heyecanlarımızın peşinde, boş işlerle ve altını hiçbir zaman doldurmadığımız halde bir türlü vazgeçmediğimiz boş hayallerle oyalanıp gitmemizin sebebi, işte bu hastalıktır.

Bu hastalık bize, “Gazavat döneminin” siyasi, askeri, sosyal tecrübe ve kazanımlarını birtakım tasavvuf(!) çevrelerine “bir tekke hatıratı” halinde terk ettirirken; “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” girişimi ve tecrübesinin siyasi, askeri ve sosyal kazanımlarını da başka başka kesimlere “istismara açık hadiseler” halinde terk ettirmiştir.

Bugün İmamlar Dönemi–Gazavat Dönemi, sadece, tasavvuf ekolü olduğunu iddia eden birtakım grupların kıssa ve menkıbe malzemesi haline gelmiş; Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti girişimi ve bu büyük hamleyi yapan Kuzey Kafkasyalı geniş bir aydın, asker ve siyasetçi kadro ise neredeyse isimleri bile unutularak tarihin mezarlığına terk edilmiştir.

Bu hazin durum, tarih boyunca fikrin olmadığı her yerde ve zamanda yaşanmıştır; bundan sonra da yaşanacaktır.

Bizim, düşünmeyi, fikri, dünya görüşünü, ahlak, vicdan ve insana dair ne varsa öğrendiğimiz kaynak olan Büyük Doğu–İBDA fikir sistemine nisbet iddiasıyla; sürekli olarak “birleştirici fikir”, “inşa edici ideolocya” ve medeniyetimizin hürriyet yıldızının parıldayacağı “Başyücelik Devleti projesine” dikkat çekmeye çalışmamızın sebebi budur.

Şimdi lafı dolandırmadan söylemek gerekiyor ki; İmam Mansur’la Çeçenistan’da başlayan Rus işgalciliğine karşı silahlı direniş ve milletleşme-devletleşme mücadelesinin ve sonraki İmamlar Dönemi ve hatta onların da sonrasındaki yerel direniş hareketlerinin meyvesi; aynı geleneğin temsilcileri olan Kuzey Kafkasyalı aydın, savaşçı, siyasetçi ve askeri liderlerden müteşekkil kadronun kurdukları, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’dir.

Bu sürecin hiçbir evresi bir öncekinden veya sonrakinden farklı, hiçbir lideri bir önceki veya sonrakinden değişik, hiç kadrosunun amacı bir öncekilerden veya sonrakilerden başka değildir.

Yaşadıkları zaman, mekan ve şartlara bağlı olarak, zahiren birbirlerinden başka görünüyor olsalar da, onlar her şeyden önce, içinden çıktıkları toplumu milletleştirecek, devletleştirecek ve özgürleştirecek ruhun temsilcileriydiler.

Ne kıssa ve menkıbe karakterleri, ne de demokrasi havarisi birer maceraperesttiler…

Ve evet… Onların aradığı hürriyet, bağımsızlık, iman, ahlak, vicdan, vatan adına ne varsa, hepsi Büyük Doğu-İBDA fikriyatı halinde, bugün elimize reçete olarak tutuşturulmuş; sahici dava adamlarını beklemektedir. Bu hususu siyasi bir tartışma konusu olarak burada bırakıp, Gazavat-Cumhuriyet sürecine dönersek;

Her şeyden evvel, Kuzey Kafkasyalı akraba kavimlerin milletleşme-devletleşme sürecini ve tarihimizin temel meselelerini anlamış vicdan sahiplerinin, bu hakikati her fırsatta söylemeleri gerekir.

Çünkü biz söylemedikçe, konuşmadıkça, söylememiz gerekenleri erteledikçe, başkaları söylüyor.

Çarpıtıyor.

İstismar ediyor.

Söylemeniz gerekiyor;

Gazavat dönemi veya İmamlar dönemi diye bildiğimiz dönem, birtakım “tasavvuf adamlarının” biraraya toplanıp, içinde yaşadıkları toplumdan ayrı olarak kendi hayallerini yaşayan, arada bir de denk geldikçe Ruslarla çatışıp geri evlerine dönen insanların tarihi değildir.

Onlar bağımsızlık ve birliğin nasıl olabileceğini, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin temellerini atarak gösterdiler.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti dönemi de, şimdinin fikirsiz, gayesiz faaliyetleri gibi hobi veya macera değildir. Aksine, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti projesi, İmamlar döneminin de içinde bulunduğu, milletleşme-devletleşme sürecimizin, tohumdan meyveye dönüştüğü son örnektir.

Bunlar kendi kendine oluşmamıştır.

Bir ruhun, bu ruhu taşıyan bir kadronun, bir teşkilatın, bir arayışın, bir çilenin, milletleşme-devletleşme-özgürleşme savaşının eseridir.

İmam Şamil neyse, Abdülmecid Çermoy odur.

İmam Mansur neyse, Met Çunatıko odur.

Hamzat neyse, Pşimaho Kosok odur.

Ve bu süreç, gerektiği gibi, kendi şartlarında anlaşılıp; birleştirici fikir, medeniyet ve devlet projesiyle taçlandırılıp, sönmüş ateşin közü yeniden harlandırılmalıdır.

Bunun dışındaki tüm arayışlar, çırpınışlar ve çabalar, iyi niyetli olmaları bir yana, benzerleri gibi başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Şamil İGDE

Facebook hesabınız ile yorum yapın:
Şamil İGDE

Son Karar ve Genç Adam dergilerinde yazdı. 1990’lı yıllarda, Büyük Doğu-İBDA fikir hareketi taraftarlarına düzenlenen 28 Şubat süreci operasyonlarndan birinde gözaltına alındı. 2010 yılına kadar toplam üç kez cezaevine konuldu. İş adamı. Evli ve 2 çocuk babası. Çeçen kökenli ve Sivas’lı. Ebed Bizimdir sitesinin kurucusu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *