Boraltan Katliamında İki Çerkes

Boraltan Katliamında İki Çerkes
  • 13.02.2018
  • 997 kez okundu

2. Dünya Savaşı sırasında Kızıl Rusya’dan Türkiye’ye sığınan yüzlerce Müslüman Türk’ün (neredeyse hepsi Azerbaycanlı Türk) İsmet İnönü emriyle Rus Sovyet cellatlarına teslim edilip, sonrasında da sınırın hemen ötesinde kurşuna dizilmeleri malum. Tafsilata gerek yok.

Bu iktibasta, Sovyetler Birliği’nin, Türkiye’den iadesini istediği 417 kişiden, iade edilen ilk 195 kişilik kafilesinin içerisinde olan ve İsmet İnönü’nün emriyle Rusya’ya iade edilip kurşuna dizilen, çoğu Azerbaycanlı Türk arasında olan iki Çerkes’in hikayesini aktaracağız.

Türkiye’de yaşayan Çerkeslerden Nail Sönmez’in, o günleri yaşayan ve bizzat şahit olan büyüklerinden dinleyerek aktardıklarından ibaret olan bu hadiseyi, hiç bir ilave yapmadan aşağıya iktibas ediyoruz:

Yıl 1945. 2.Dünya Savaşı esnasında Türkiye’ye sığınan “Sovyet vatandaşı Müslüman asker” mültecilerden olan Yelmuz ve Hasan adındaki iki Çerkes kardeş, uzun arayışlardan sonra wunekoşları Naptsokoların, Biga’nın İdriskoru Köyü’nde yaşadıklarını öğrenirler ve zorluklarla da olsa köye wunekoşlarının yanına gelirler.

Küçük yaşta kendi babasını kaybeden babamın (aşağıda foto), amcalarıyla birlikte yaşadığı “Naptsoko”ların evinde büyük bir sevinçle karşılanırlar. Bu sürpriz kavuşma ile evde adeta bir bayram havası eser. O dönem köyün standartlarına göre oldukça zengin sayılabilecek Naptsoko’lar misafirlerin onuruna her gece sofralar kurar, onları ziyarete gelenlere ziyafet çeker, köyde adeta şenlik havası eser.

Naptsoko İsa Sönmez – 1950’li yıllar.

Yelmuz ile Hasan yerleştikleri eve ve köye kısa zamanda alışırlar. Çalışkanlıkları ile köylülerin, yakışıklılıkları ile de köyün ve çevre köy kızlarının ilgi odağı olurlar. Babam onları anlatırken “-Çok çalışkandılar. Sabah namazında kalkıp ormana gider, biz daha uyanmadan bir öküz arabası odun toplayıp eve dönerlerdi” derdi.

Misafirlerin haberini alan çevredeki diğer Çerkes köylüleri onları ziyarete gelir, ikisi de ara sıra diğer Çerkes köylerini ziyarete gider, düğünlere, davetlere katılırlar. Hayat onları vatanları Kafkasya’nın çok uzaklarına atmasına rağmen burada wunekoş’larının yanında, küçük bir Kafkasya hayatına kavuştukları için çok mutlu olurlar.

Ancak bu mutlulukları çok uzun sürmez. Sovyetler Birliği Türkiye Cumhuriyeti’nden Sovyet vatandaşı olan asker sığınmacıların iadesini ister. Türkiye kendine sığınan müslümanı verir mi? Olacak iş midir bu? Ama olur. Milli Şefimiz İnönü “verin gitsin” buyurur. Yelmuz ile Hasan’ın köyde yaşadıklarını haber alan ve bir cemse dolusu jandarma eşliğinde köye gelen askerler, Sovyetler Birliği ile yapılan anlaşma gereği iade edilecekler arasında Yelmuz ile Hasan’ın da olduğunu söylerler. Askerlerin köyün ileri gelenlerine gösterdikleri resmi evrakta da iade edilecekler listesinde adları vardır.

Bu haber karşısında büyük bir şok yaşayan köylüler, kısa zamanda çok sevdikleri bu iki kardeşi jandarmaya teslim etmeyerek ormanda gizlerler. Jandarmalar ertesi gün takviye kuvvetlerle tekrar köye gelerek Hasan ile Yelmuz’un kendilerine teslim edilmesini isterler. Ancak köylüler jandarmalara “ormanda gizledikleri” kardeşlerden haberleri olmadığını söyler.

Köylüler iki kardeşi vermemek için direndikçe, jandarma da onları teslim almak için baskılarını bir o kadar arttırır. Daha kalabalık birlikle üçüncü gelişlerinde de köylülerden aynı tavrı görünce arama adı altında zorla evlere girip ortalığı talan etmeye, köylüleri taciz etmeye başlarlar.

İsmet İnönü’nün iade ettirdiği Müslümanlar kurşuna dizilirken.

Bu hengame sırasında köylülerden birisinin de yaralandığını duyan Yelmuz ile Hasan, bu güzel insanların kendileri yüzünden eziyet çektiklerini görünce köylülerden habersiz jandarmaya teslim olurlar ve Sovyetler Birliği’ne iade edilecek olan 237 Sovyet askeri mülteciden ilk parti olarak iade edilen 195 kişinin arasında bulurlar kendilerini.

Boraltan katliamının Meclis tutanağı.

Çok sevdikleri ve alıştıkları bu iki yiğit delikanlıyı teslim etmemek için ellerinden gelen her şeyi yapan ve onların teslim olması ile büyük bir üzüntü yaşayan köylüler çok geçmeden gelen haber ile adeta yıkılırlar.

İade edilen 193 kişi ile birlikte Yelmuz ile Hasan’da Boraltan Köprüsünün diğer tarafına geçer geçmez Türk görevlilerin gözleri önünde kurşuna dizilirler.

Sert mizacıyla ve otoriterliği ile tanıdığım babamın, bu yaşanmış üzücü hikayeyi anlatırken, “-Ruslar ikisini de oracıkta kurşuna dizmişler” sözcükleri dudaklarının arasından çıktığı an ilk defa hıçkırıkla ağladığına şahit olmuştum.

Rabbim, onları da, boş hayatlar yaşayan bizleri de affetsin.

Nail Sönmez

 

Etiketler: Azerbaycan / Boraltan / Çerkes / CHP / İnönü / İsmet İnönü / katliam / Rusya / Türk

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. abzeh dedi ki:

    Allah rahmet eylesin ilk defa duydum paylasım icin teşekkür dderim.

YORUM YAZ

Yorumu Cevapla [ Yoruma cevap yazmaktan vazgeç ]

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *