Kafkas Muhacirlerine G-87 Kodu Operasyonu

İnsanlar, ülkelerinde meydana gelen çatışmalar, ekonomik sıkıntılar, siyasi veya dini görüşlerinden dolayı gördükleri baskılar, dışlanmalar, ırkçılık, v.s. gibi sebeplerle evlerini yurtlarını terk ederek güven içinde yaşayabilecekleri umuduyla başka ülkelere gitmek zorunda kalıyor. Gittikleri ülkelerde kimisi mülteci, kimisi göçmen, kimisi sığınmacı gibi değişik isim ve statülerde olsalar da hepsi nihayetinde birer ‘zorunlu göçmen’…

Peki gittikleri yerlerde rahat edebiliyorlar mı?

Ne gezer?

Oralarda da yabancı olmanın getirdiği yeni yeni sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalıyor, hatta bazen ömürlerinin kalan kısmını bu stresli mücadelenin içinde zayi edip gidiyorlar.

Türkiye bölgesinde önemli göç alan ülkelerden biri.

Özellikle Ortadoğu, Afrika ve eski Sovyetler Birliği coğrafyasından yoğun bir göçmen akışı var. Devlet bu göçmen akışını ve göçmenleri kontrol edebilmek için yoğun gayret sarfediyor. Ama bunu yaparken zaman zaman ciddi hatalar yaparak vatan cüda olmuş bu insanları daha da ağır sıkıntıların içerisine sokuyor. Ülkemize gelmiş, canını namusunu bu devlete emanet etmiş insanlar, birkaç işgüzar memurun keyfi tavrıyla birden kendilerini bir ateş çukuru içinde bulabiliyorlar.

Ülkemize gelen zorunlu göçmenlerin çok az bir kısmı Kuzey Kafkasya kökenli. Önceleri Kuzey Kafkasyalı muhacirlerin çoğunluğunu Rus-Çeçen savaşında mağdur olan Çeçenler teşkil ediyordu. Son yıllarda oluşan baskılar sonucu buna diğer bölgelerden gelen göçmenler de eklendi. İçlerinde bir miktar ekonomik nedenlerle gelenler olmakla birlikte, çoğunluğu inançlarından ve siyasi görüşlerinden dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanlar.

Onlar maalesef topraklarına diktatörün hükmettiği bir ülkede yaşıyorlar. Rusya’nın Çarlık döneminden bu yana insan hakları karnesi sıfırlarla dolu. Uluslararası Hak İhlalleri Merkezi’nin (UHİM) yayınladığı “Rusya’nın Hak İhlalleri Karnesi” başlıklı rapor, Rusya’nın 150 yıldır sürdürdüğü savaş ve işgallerle birlikte milyonlarca insanı yerinden yurdundan sökerek nasıl göçe zorladığını anlatmaktadır, ki bu süreç günümüze kadar kesintisiz devam edegelmiştir.

Sovyetler Birliği yerine kurulan ülkelerdeki mer’i hukuki düzenleri, ağırlıklı olarak eski totaliter rejimden kalmadır. Bugün bu ülkelerin hiçbirinde adil bir mahkeme yoktur ve hapishanelerinde işkenceler, ölümler söz konusudur. Fikir özgürlüğü, inanç özgürlüğü, toplu gösteri gibi temel haklar sınırlı ve tamamen kontrol altındadır. Putin idaresini eleştiren kişilerin tutuklanması ve yargılanması sıradan olaylardandır. Dini emirlere uygun hayat sürmeye çalışanlar, yani namaz kılıp, camiye gittiği tespit edilenler “potansiyel terörist” muamelesi görmektedir. Sakalı olan kişiler slovikler tarafından “vehhabi” olarak yaftalanmakta, aileleri korkutulmakta, nezarethanelere çekilerek işkence ve ölümlerle tehdit edilmekte, kendilerine ülkeyi terk etmeleri için ağır baskılar uygulanmaktadır. Bu şekilde ortadan kaldırılan pek çok insan vardır. Bu ağır tehditlere dayanamayan binlerce kişi de Kafkasya’yı terk etmiş, izlerini kaybettirmek için ya Rusya’nın içlerine gitmiş veya ülke dışına çıkmışlardır.

Ancak, yurtlarını terk etseler de potansiyel tehlike olarak görülmeye devam edildiği için Rus yönetimince takiplerine devam edilegelmektedir. Nitekim Çeçenlerin lider özellikleri taşıyan pek çok insanı yurt dışında sokak ortalarında katledildi. Sağ olanlar ise hala tehditlere maruz kalmaktadır.

ZORUNLU GÖÇMENLERİN KORKUSU “G-87” TAHDİT KODU

Rusya, İran, Mısır, Çin gibi ülkelerden Türkiye’ye kaçan rejimle ters düşmüş insanlar için en büyük tehlike, bu insanların hayatlarının ilgili ülkeler tarafından siyasi, ticari antlaşmalarda pazarlık konusu yapılmasıdır. Ülkelerin istihbarat teşkilatları arasında bilgi değişimi esnasında bu insanlar “terör şüphelisi” yaftasıyla listelenerek karşı tarafa verilmekte ve iadeleri istenmektedir.

Peki böyle bir durumda Türkiye ne yapmaktadır?

Bu listeler nihai olarak İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne gelmektedir (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2013 yılında kurulmuş olup, bütün yabancı ülke pasaportluların işlemlerine bakmaktadır). Göç İdaresi Genel Müdürlüğü de hiçbir esaslı inceleme araştırma yapmadan bu yaftalamayı kabullenip isimlerinin yanına “G-87” tahdit kodu koymaktadır.

“G -87” tahditi terör şüphesi izhar eden bir kod olup, “muhakkak değil, muhtemel bir suça” işaret etmektedir. Yani “bu kişi her an bomba patlatabilir, bir yere saldırabilir” vehminin kodlanmış halidir “G-87”.

Böylece, somut bir delile ihtiyaç duymaksızın geldiği ülkede kurulu düzenle çelişki yaşamış herkes “terör zanlısı” olarak gözaltına alınabiliyor ve istenildiği an da bu kod doğrultusunda derdest edilip sınır dışı edilebiliyor.

Adaletin ırzına işte bu “G-87” koduyla geçiliyor.

Hangi hukuki metine dayalı olarak mücessem hale geldiği ve yürürlük kazandığı bilinmeyen bu “G-87”, “G-89” gibi kodlamaların dayanağını soran avukatlar şimdiye kadar emniyet yetkililerinden tatmin edici bir cevap alabilmiş değiller. Artık bir ezber haline gelmiş “hakkında G-87 kodu var” lafzıyla uygulamalarına meşruiyet kazandırdıklarını iddia etmektedirler ama bu “G-87”tahdidinin hukuki kaynağını bilen biri yok. Konuyu takip eden avukatlar “G-87” kodunun dayanaksız olduğu iddiasıyla uygulamadan kaldırılması için davalar açmışlarsa da, idare bu davalarda verdiği cevapta, “gizli ibareli” bir istihbarat belgesine istinaden haklarında “G-87” kodu konulduğunu ifade etmiştir. Avukatlar ise idari işlemin tek dayanağı olan bu belgenin mahkemeye sunulması ve tartışılması gerektiğini belirtmelerine rağmen idare bu belgeyi sunmamış; mahkemeler de bu belgenin sunulması yönünde bir ara karar oluşturmamıştır. Zümrüdü anka kuşu gibi var mı yok mu olduğu bilinmeyen bir belgeye istinaden bu garabet böyle sürüp gitmektedir. Özetle tahdit kodu koymaya dayanak oluşturan belgenin ne olduğu hiçbir şekilde bilinmemekte olup, böyle bir belgenin olup olmadığı dahi şüphelidir.

Böylece sözün bittiği yere geliyoruz. Paralel devleti uzaklarda aramayın, İşte size paralel devlet. Üstelik mahkemelerin korumasında.

“G-87” TAHDİTİ UYGULANANLARIN BAŞINA GELENLER

Peki yabancı pasaportlular bu “G-87” kodunu yiyince ne oluyor?

İlgili yasaya göre yabancı pasaportlu biri için sınır dışı etme kararı “Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün talimatı ile veya resen valiliklerce alınmaktadır.”

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Rusya istihbaratının verdiği bu listeleri hangi saiklerledir bilinmez(!) itibara almakta, herhangi bir işlem için bu kuruma gidenler “G-87” tahditli olduklarını burada öğrenerek hayatları zehir olmakta ve bir gece yarısı evlerinin kapısı kırılarak çoluk çocuk derdest edilip önce karakollara, sonra deport işlemleri yapılmak üzere Göç İdaresi’nin Geri Gönderme Merkezlerine kapatılmaktadır.

Göçmenler burada bağlantıları var ve becerebilirlerse vekalet verdikleri avukatlarla hukuki girişimlerde bulunarak bu kararı durdurmak için gayret göstermektedirler.

“Ülkesine iade edildiğinde yaşam hakkına kast ile işkence ve kötü muamele göreceği” bilinen kişilerin iadesi yasak olmasına rağmen, hiçbir suça bulaşmamış bu insanlar çok zaman meramını anlatmaya fırsat bulamadan karga tulumba mahreç ülkeye veya 3. Ülkelere deport edilmektedir.

Onların bazılarını ülkelerinde bekleyen kader ise maalesef hapis veya idam cezası olmaktadır.

İçinde bulunduğumuz ay içersinde -bizim bilebildiğimiz- 30’un üzerinde Kuzey Kafkasyalı işte bu “G-87” koduna istinaden evlerinden toplanarak karakollara çekilmiş, buradan da sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezleri’ne kapatılmışlardır. Somut hiç bir suçlamada bulunulamayan bu insanlar “G-87”li olarak toptancı bir yaklaşımla çoluk çocuk hep birlikte deport edilecekleri günü beklemektedir.

Devletin güvenlik maksatlı tedbirler alması ve uygulanmasına bir şey dememiz mümkün değil; ancak sınır dışı edilmesi istemiyle gözaltına alınan bu insanların haklarının, hukuklarının korunmasına ne kadar dikkat ediliyor? Maalesef edilmiyor. Halbuki onlar da insanoğlu. Onların da anaları, babaları, kardeşleri var ve onlar için kaygılanıyor. Niçin bu kadarcık olsun empati kurulmuyor?

Altı yıldır yasal yollardan Türkiye’de bulunan, burada mülk sahibi olmuş biri, hiçbir somut suçlamada bulunulmadan “G-87” tahditi bahanesiyle eşi ve dört çocuğuyla gece yarısı evinden alınıp Geri Gönderme Merkezlerine kapatılıyor ve hayatları allak bullak ediliyor.

Bu kabul edilebilir bir şey değil.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne çok geniş yetkiler verilmiş; isterse sınır dışı yapıyor, isterse gözaltına alıyor, isterse serbest bırakıyor. Yani Göç idaresindeki bir işgüzar memurun ruh hali, bir göçmene artı sonsuzdan eksi sonsuza kadar her türlü ihtimali yaşatabilir.

Devletin saygın olabilmesi için bu keyfiliklere derhal bir son verilip göçmenler lehine düzenlemeler yapılarak bu çaresiz insanların yanında durulması şarttır.

Son söz olarak yine Kuzey Kafkasyalı mültecilere gelirsek…

3 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparak dünyaya örnek olan Türkiye, onların 1000’de 1’ini bile bulmayan ve ülkelerinde hayati tehdit bulunan bir avuç Kuzey Kafkasyalıyı niçin bu ülkeye sığdıramaz?

Açık yüreklilikle söylüyoruz; son günlerde meydana gelen bu kadar seri gözaltına almalar, geçtiğimiz hafta Türkiye’ye iade edilen iki Kırımlı lidere karşılık Rusya’ya taahhüt edilen diyetler midir acaba?

Eğer öyleyse “veyl olsun o zalimlere”.

Erol KARAYEL

Yazının Kaynağı: http://www.cerkesfed.org/2017/10/28/kafkasyali-muhacirlere-g-87-operasyonu/

 

Yazan - Eki 29 2017. Kategori Gündem, İç Politika, Kafkasya. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *

Ebed Bizimdir Özel Haber, Yorum ve Makaleler