Kuzey Kafkasya Yazıları – 4

Şamil İGDE
Şamil İGDE
  • 03.05.2017
  • 127 kez okundu

Bütün Kuzey Kafkasya kavimlerinin, kabilelerinin ve en küçük dağlı ve ovalı toplulukların şiirlerinde, ezgilerinde, masallarında, hikayelerinde, halk oyunlarında ve günlük yaşamlarında, hemen kendini fark ettirir bu duygular.

Yazılı eserlerde, masallarda, öykülerde, şiirlerde ve ezgilerde; toprağını, halkını, köyünü ve ailesini Rus işgalcilerine veya diğer düşmanlara karşı savunan herkes kahraman olarak anılır ve asla unutulmaz. Teslim olmayarak kahramanca çarpışan abrekleri, silahşörleri, beyleri, imamları, naipleri, Kuzey Kafkasya halkları yüzlerce hatta binlerce yıldır dilden dile, kağıttan kağıda aktararak unutulmaz kılmıştır.

Ve asırlarca süren büyüklü küçüklü savaşlar, sürgünler, katliamlar, galibiyetler ve mağlubiyetler, Maykop’ta yaşayan bir Çerkes’te, Argun’da yaşayan bir Çeçen’de ve Mahaçkale’de yaşayan bir Avar veya Lezgi’de, birbirlerine bağlanmalarını sağlayan, müşterek bir ruh oluşurmuştur. Bu noktada da bir parantez açarak teessürle not düşelim ki; artık ne yazık ki bu müştereklik artık Kafkasya’da da, Kafkasya dışında yaşayanlarda da azalmış; yüzyılın şartlarının yalnızlaştırdığı tüm insanlar gibi Kafkasyalılar da milli bağları olan insanlardan, akrabalarından uzaklaşmaya başlamış, bir çok insanlar, büyük şehirlerin köşelerinde ve teknolojinin girdabında yok olduklarının farkında olmadan yaşamaya alışmışlardır.

Ama elbette her türlü olumsuzluğa rağmen inatla kimliğini unutmadan yaşamaya çalışan; yaşadıklarını kah bir şiirin dizeleriyle, kah yanık bir ezginin melodileriyle, kah bir bildirinin sert sözleriyle ifade eden, dünyanın Kuzey Kafkasyalı “yaramaz çocukları” hala inatla varlıklarını sürdürüyorlar, anayurtları için mücadele ediyorlar ve tarihi onlar yazmaya devam ediyorlar:

Ve kaya bir dağın çöküşünden sonra ayakta kalan
(Lam xärciça thäxhabisina berd a)
Ve yeryüzündeki vahşi insanlar
(Aqadevlla lela adamaš a)
Ve gölge devrilen bir kayadan geriye kalan
(Berd xärciça thäxhadisina jindagha a)
Ve cennetteki mezarların kalabalığı
(Thomadevlla lela kešnaš a)
Ve şehitlerin yüzleri
(Šahidiyn yaxxhaš a)
Ve gökyüzüne ve dünyaya dağılan Çeçenlerin kanları
(Stiglanaš a lattanaš a mel du djasatöxna Noxçiyn ċiyn a)
Ve yer kürenin bitiminde azat edilen kedi yavrusu
(Dünenah mäjexh djaxecna cicigan khorni a)
Ve çarpıp okyanusun üzerinden geçen kurbağa gözyaşları
(Xhord bolabaliytina pxhidan bjärxi a)
Ve gökyüzünde serbest kalan kuplumbağa
(Stigla a y’kkxina djxecna ünthepxhid a)
Ve bir kelebeğin paramparça ettiği pencere
(Pollano kagdina kor a)
Ve bu akşam
(Hara süyre a)
Ve Berlin
(Berlin a)
Ve Ben
(So a)
Ve ruhumun ve bedenimin her yanından akan anılar, uçan karıncalar
(San sa a degh a mel du djasaüdu dagalecamiyn zintagiy a)
Ve hep aynı sonla biten dualarım:
(Hora a lamazna thäxha as deš dolu doja a:)
Allah’ım bana Çeçenya’da ölmeyi nasip et!
(Ya Allah deghatanaxh balar lolaxh suna!) (Apti BİSULTANOV – 2003)

Kafkas milletinin ortak kültür miraslarının en eskilerinden biri de, belki binlerce yıldır dilden dile söylenerek gelen bir yiğitlik derlemesi olan, Nart Destanları’dır. Ve Çerkesya’dan Çeçenya’ya, Osetya’dan Karaçay ve Dağıstan’a; Kuzey Kafkasya’nın her köşesinde yüzlerce yıldır dilden dile bu güne kadar gelen Nart destanları, Kuzey Kafkasya’da yüzlerce, belki de binlerce yıldır nesilden nesile anlatılagelmektedir.

Bazı mikro-milliyetçi aklı evveller, Nart destanlarının belirli bazı milletlere ait olduğunu iddia etseler de; dizlerinden başka bir yerine silah işlemeyen, Çerkesyalı Setenay’ın oğlu Sosruko, Seska-Solsa adıyla Çeçenya’da, Sosuruk adıyla Karaçay dağlarında belki de binlerce yıldır, inatla yaşamaya devam etmektedir.

Nart Destanları Kafkas halklarının, dolayısıyla Kafkas Milleti’nin müşterek kültürünün bir komponentidir. Buna rağmen bazı müstemleke aydınları bu müşterek değeri kendi etnik gruplarına maletmeye çalışmaktadırlar. “Nart Destanları Adığelere/Çerkeslere aittir, Abkhazlara aittir, Osetinlere aittir, Karaçay-Balkarlara aittir, diğerleri bunlardan ödünç almışlardır” diyenlere sıkça rastlıyoruz. Ama gerçek bilimadamları doğruyu tüm kanıtlarıyla ortaya koymuşlardır. Onlara göre, Nart Destanları Kafkas Milleti’nin müşterek malıdır; bölgeler veya subetnik gruplar arasında destanların muhtevasında ve kahramanların isimlerinde ufak tefek farklılıklar husule gelmiştir. Bu durum, başka milletlerde de görülen doğal bir sonuçtur. Ayrıntılara girmeden önce önemli bir hususun açıklığa kavuşturulmasında yarar görüyoruz. Nart Destanları, Kafkas Halkları’nın tarih öncesinde, paganlık inancına sahip oldukları dönemin edebî ürünüdür. Metinlerde, Nart kahramanlarının tanrılaştırılması, cereyan eden olaylarda politeist yaşam akışının açıkça dile getirilmesi bunu göstermektedir. Semavî dinlere girmeden önce paganist mitoloji bütün canlılığıyla yaşamını sürdürüyordu. Yahudilik, Hıristiyanlık ve özellikle de İslam ile birlikte paganlık yahut mecûsîlik tarihe gömülmüş ve o dönemin yaşam tarzı ve kültürü büyük bir değişime uğramıştır. İslam Dini, Yahudilik ve Hıristiyanlık inancına toleransla yaklaşırken, putperestlik/paganlık inancına karşı tavizsiz bir sertlikle yaklaşmış ve onun, halkın yaşamından silinip gitmesi için çok sert bir mücadele yürütmüştür. Güney Dağıstan bölgesi halkları daha Hz. Ömer döneminde İslam’la tanışmışlar, daha kuzeydekiler de VIII. yy. sonları ile IX. yy. başlarında kendi istekleriyle Müslüman olmuşlardır. O dönemde, Arabistan’da  putperestliğe karşı verilen mücadele henüz güncelliğini koruyordu. Sahabilerin birçoğu hayattaydı. İslam’ı Dağstan halklarına  anlatan muallimlerin arasında sahabiler de vardı. İslam Peygamberi’nin putperestliğe karşı tavizsiz ve kararlı mücadelesine bizzat şahit olan bu sahabîler O’nun yolunda yürüdüler ve Dağstan uruglarının paganist alışkanlıklarının ve bununla ilgili kutsallarının tamamen yok edilmesi için büyük gayret gösterdiler ve halkı derinden etkilediler. Bu transformasyon sırasında en ağır darbeyi yiyen pagan değerler arasında politeist ifadelerle bezenmiş Nart Destanları ile yine politeist içerikli mitik anlatılar da vardı. Böylece, Çeçenlerden takriben 200 yıl, Kabardeylerden 700-800 yıl, Karaçay-Balkar, Digor ve Adığelerden nerdeyse 1000 yıl önce Müslüman olan Dağstan halklarında kadim mitolojik değerler ve bilhassa Nart destanları ve efsaneleri unutulmaya yüz tutmuş ve bölük-pürçük hatıralar bırakarak hemen hemen halkın hafızasından  silinmiştir. Bunda, Dağstan’a çok erken dönemde giren “tasavvuf” öğretisinin de büyük tesiri olmuştur. Bugünün araştırmacılarının, dağlık ve kırsal kesimlerde yaşayan insanların hafızalarında kalmış eski zamanlara ait masallar ve Nart destanlarını andıran anlatıları toplayıp kayda geçirmelerinin sadece folklorik değeri vardır, halkın uzak geçmişteki atalarının yaşamları hakkında tarihe yardımcı olacak bir özellik taşımamaktadır. Kuzeydeki düzlüklerde yaşayan Kumuklar daha sonraları Müslüman oldukları için onlarda Nart anlatıları nispeten saklanmıştır. Gazi Kumuklarda olduğu söylenen bir takım efsanevi anlatılar, belki de komşuları Kumuklardan geçmiştir. Çeçenler de erken dönemde Müslüman oldukları için Nart efsaneleri onlarda da belli belirsiz hale gelmiştir. Ancak İnguşlar, diğer merkezî Kafkasya halkları gibi geç Müslüman oldukları için onlarda Nart Destanları oldukça iyi saklanmıştır. Kabardeyler, diğer Adığelerden daha önce Müslüman olduklarından, Nart anlatılarının onlarda da zayıflaması düşünülebilirdi, ancak onlar komşuları Osetler ve Karaçay-Balkarlılar ile sıkı ilişkilerini devam ettirdiklerinden Nart Destanlarını muhafaza edebilmişlerdir. Adığeler, Abazalar, Karaçay-Balkarlar ve Osetler/Digorlar’a gelince; bunların çok geç Müslüman olmaları, o dönemde putperestliğin kendiliğinden adeta ölü bir inanç haline gelmesi ve bu yüzden İslam’ın putperestliğe karşı sürdürdüğü mücadelenin tavsaması sebebiyle paganist alışkanlıklar, batıl inançlar ve bu arada Nart Destanları varlıklarını sürdürmüşlerdir. Mamafih yine de destanların manzum metinleri bir hayli bozulmuş ve çok yerde nesir anlatı haline gelmiştir. Çünkü, İslam’dan sonra bu manzum metinleri “ejiuv” (=tempo) eşliğinde makamla söylemek “günah sayıldığı” için usta yorumcular bunları teganni etmekten kaçınmışlardır. Bunların yerini, sonraki halk kahramanlarının yiğitliklerini veya veba salgını gibi felaketleri hikâye eden epik ve dramatik şarkılar almıştır. (Dr. Yılmaz Nevruz – Nartlar)

(Devam edecek…)

 

 

Şamil İGDE

Son Karar ve Genç Adam dergilerinde yazdı. 1990’lı yıllarda, Büyük Doğu-İBDA fikir hareketi taraftarlarına düzenlenen 28 Şubat süreci operasyonlarndan birinde gözaltına alındı. 2010 yılına kadar toplam üç kez cezaevine konuldu. İş adamı. Evli ve 2 çocuk babası. Çeçen kökenli ve Sivas’lı. Ebed Bizimdir sitesinin kurucusu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Göndermeden önce alttaki eksik işlemi tamamlayınız. *